Dinimiz islamda Vacib Nedir? ve Dinimizde Vacib Olan Görevler Nelerdir?

    • DiNi
    • Dinimiz islamda Vacib Nedir? ve Dinimizde Vacib Olan Görevler Nelerdir?



      Dinimiz islamda Vacib Nedir? ve Dinimizde Vacib Olan Görevler Nelerdir?

      FARZ, ŞART, RÜKÜN, VACİP VE SÜNNET TERİMLERİNİN ANLAMLARI

      “Farz”, kesin ve bağlayıcı bir delil ile yapılması istenen fiil ve amel demektir.

      “Vâcip”, kesin olmayan bir delil ile yapılması istenen fiil ve amellere denir.

      Farz olsun vacip olsun her iki görevin de yapılması zorunludur. Yerine getirilmesinin gerekliliği bakımdan ikisi arasında bir fark bulunmadığı için Hanefîler vacibe amelî farz demişlerdir.

      Kesin olmayan bir delil ile sabit olduğu için vâcibi inkar eden kâfir olmaz. Farzı inkar eden ise kâfir olur.( Ebû Zehra Muhammed İslam Hukuku Metodolojisi, s. 42-63. Çeviri Abdülkâdir Şener, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları, birinci baskı, Ankara, 1973.)

      ŞART VE RÜKÜN NEDİR?

      Farzlar, şart ve rükün olmak üzere iki kısma ayrılır:

      Şart, hükmün varlığı kendisine dayanan şeydir. Şart bulunmazsa hüküm de bulunmaz, ancak şartın bulunması hükmün bulunmasını gerektirmez. Meselâ abdest namazın şartıdır, abdest bulunmazsa namaz olmaz, ancak abdestli olunca namaz kılınmış sayılmaz. Aynı şekilde, ihram haccın şartıdır. İhrama girilmeden haccın diğer farzları geçerli olmaz.

      Rükün, ibâdetlerin ve akitlerin aslî unsurları demektir. Mesela namaz ibadetinde, kıyam, kıraat, rüku ve secde rükündür. Aynı şekilde hac ibadetinde Arafat vakfesi ve ziyaret tavafı rükündür.

      Şartlar, rükünlerden önce yerine getiririlir. Şartlar yerine getirilmeden rükünler geçerli olmaz.

      SÜNNET NEDİR?

      Sünnet, bir fıkıh terimi olarak farz ve vâcip olmayarak Peygamberimizin yaptığı ve Müslümanların da yapmasını istediği görevlerdir.

      Farz olsun, vacip olsun sünnet olsun, her ibadetin kendi içinde farzları, vacipleri ve sünnetleri vardır.
      Bir ibadetin farzı ( şart veya rüknü) olan bir görev terk edilirse o ibadet geçerli olmaz. Mesela namazın abdestli olarak kılınması farzdır. Abdestsiz kılınan namaz geçerli değildir, yeniden kılınması gerekir. Aynı şekilde hacda ihrama girmek farzdır. İhrama girmeden hac yapılsa veya Arafat vakfesi ya da ziyaret tavafı terk edilirse yapılan hac geçerli olmaz, yeniden yapılması gerekir.

      Vaciplerden biri terk edilirse yapılan ibadet bâtıl olmaz, vacibin terki ile meydana gelen eksiklik keffaret veya ceza ile telâfi edilebilir. Mesela üç veya dört rekatlı bir namazda ilk iki rekattan sonra oturmak vaciptir. Bir kimse oturmadan üçüncü rekata kalkıverse namaz batıl olmaz, namazın sonunda “sehiv secdesi” ile bu eksiklik telafi edilir. Aynı şekilde hacda Müzdelife vakfesi vaciptir. Bu görev terk edilse hac batıl olmaz, bu eksiklik dem ile ( bir koyun veya keçi kurban etmekle) telafi edilebilir.

      Hacda terk edilen bir vacip usulüne göre iade edilirse her hangi bir ceza gerekmeden telafi gerçekleşmiş olur.

      Bir ibadetin sünneti terk edilirse o ibadet batıl olmaz, sevabı eksilir. Mesela namazda sübhâneke duası okunmasa, hacda kudüm tavafı yapılmasa kılınan namaz ve yapılan haccı geçerli olur, ancak sünnet sevabından mahrum kalınır.( Semerkandî, II, 381.)

      --------------------------
      Mükellef Kime Denir?

      Mükellef, dinin emirlerini yapmakla ve haramlarından sakınmakla yükümlü kişidir.

      Mükellef olmanın, yani dinin emirleriyle yükümlü bulunmanın iki şartı vardır:

      1. Akıl sahibi olmak. Akıl sahibi olmayan kişi kaç yaşında olursa olsun dinde mükellef değildir. Kendisine yaptığı işin sorumluluğu yüklenmez, günah yazılmaz.

      2. Ergenlik çağına ulaşmış olmak. Ergenlik çağına girme yaşı her insanın biyolojik özelliğine göre ve her iklim şartına göre farklılık gösterebilir. Genellikle erkek çocuklar 12 ile 15, kız çocukları da 9 ile 15 yaşlarında ergenlik çağına girerler.

      Ergenlik çağına ulaşmayan bir çocuk ne kadar akıllı olursa olsun mükellef değildir, yaptıklarından sorumlu tutulmaz, kendisine günah yazılmaz.

      Farz Nedir?

      Dinimiz, mükelleflerin davranışlarını sekiz ayrı hükümle değerlendirmiştir. Bunlar sırayla: Farz, vacip, sünnet, müstehap, mübah, mekruh, haram ve müfsittir.

      Farz: Allah’ın kesin emirleri olan ve mükellefin yapmakla yükümlü olduğunda hiç şüphe olmayan davranışlardır. Beş vakit namaz kılmak, Ramazan ayında oruç tutmak, gücü yetenlerin hacca gitmesi ve nisap miktarı malı olanların zekât vermesi gibi…

      Farzın işlenmesinde yüksek sevap, özürsüz olarak terkinde ise uhrevî ceza ve azap söz konusudur.

      İş ve ibadetlerin farz olanı vacip olanından, vacip olanı ise sünnet olanından, sevap değeri bakımından daha üstündür.

      Farz İki Kısımdır:

      1) Farz-ı ayn: Her mükellef için bizzat farz olan emirlerdir.

      Beş vakit namaz kılmak gibi.

      2) Farz-ı kifaye: Bazı Müslümanların yapmasıyla diğer Müslümanlardan düşen emirlerdir. Cenaze namazı kılmak, itikâfa girmek gibi…

      Cenazenin namazını kılan Müslüman bulundukça diğer Müslümanlardan bu yükümlülük düşer. Kılan farz derecesinde sevap kazanır.

      Fakat cenazenin namazını kimse kılmaz ise, cenaze ortada kalırsa o mahaldeki bütün Müslümanlar sorumlu ve günahkâr olurlar.

      Vacip Nedir?

      Kelime anlamı gereklilik olan vacip, Allah’ın yapmamızı istediği ve mükellefin farzdan sonra ikinci derecede yapması gereken davranışlardır. Vacipler farz kadar kesinliği olmasa da, derece bakımdan sünnetten üstündürler.

      Kurban kesmek, vitir namazı kılmak, bayram namazı kılmak gibi ibadetler vaciptir.

      Vacip bir ibadetin yapılmasında yüksek sevap, özürsüz terkinde ise Allah affetmezse yine uhrevî azap vardır.

      Sünnet Nedir?

      Peygamber Efendimizin ( asm) yaşadığı ve bizi de yaptığımız takdirde güzel ahlâka ulaştıran, Allah’ın hoşlandığı davranışların tamamına sünnet denir.

      Sünneti yaşamak büyük sevap, özürsüz terk etmekse sevaptan mahrumiyettir.

      Sünnete uyan, mahşer gününde inşallah Peygamber Efendimizin ( asm) şefaatine nail olur.

      Sünneti yaşamamızı isteyen bizzat Kur’ân’dır.

      Kur’ân buyuruyor ki: “Kim Peygambere itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur.”1

      Bir diğer âyette, “Kim Allah’a ve Resulüne itaat eder ve güzel işler yaparsa, ona mükâfatını iki kat veririz. Onun için Biz Cennette pek güzel ve arkası kesilmeyecek bir rızık hazırlamışızdır.”2 buyuruluyor.

      Sünnet-i Seniyyenin tamamı ile amel etmek ancak çok has velilere mahsus olduğunu beyan eden Bediüzzaman, fiilen olmasa da uyabildiği kadar uyma niyeti taşımak ve sünnetin yaşanmasına taraftar olmak suretiyle sünnetin önemini teslim etmenin herkesin elinden geldiğini, hiç olmazsa bunun ihmal edilmemesi gerektiğini ifade ediyor.

      Bediüzzaman sünnetin terkinde büyük sevap zayiatı bulunduğunu belirterek, günlük sıradan işlerimizde bile sünnete uymanın âdetimizi ibadete çevirdiğini hatırlatıyor.3
      ------------------------

      Sual: Vacip olan işler nelerdir, vacibi terkin hükmü nedir?

      CEVAP
      Allahü teâlânın açık olan emirlerine Farz, açık olmayıp, zan ile anlaşılanlarına Vacip denir. Vacibi terk etmek tahrimen mekruhtur, harama yakındır. Tahrimen mekruh olan şeyi terk etmek vaciptir.

      Canlı cansız varlıklardaki hesaplı nizama, düzene bakıp bunlardaki incelikleri düşünmek, kâinattaki her şeyin anlamsız yaratılmadığını anlamak herkese vaciptir. Her müminin, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri iman edilecek şeyleri öğrenmesi ve bunlara göre inanması vaciptir.

      Fıtra ve kurban nisabına malik olana zengin denir. Bunun fıtra vermesi vacip olur. Mükellef ise, yani akıl baliğ ve mukim ise, kurban kesmesi de vacip olur. Zekat alması haram olur ve fakir olan mahrem kadın akrabasına ve çalışamayan fakir erkek akrabasına nafaka vermesi, yardım etmesi vacip olur.

      Ana babaya ve kocaya taat olan işlerdeki emirlerini yapmak. Ana, baba aciz ve fakir iseler, zimmi olsalar bile, nafakaları, çocuğa vacip olur. Dedeler, nineler de, ana baba gibidir. Harbi olanlarına nafaka verilmez. Ana, baba, zimmi olsalar da, hizmet etmek, ihsanda bulunmak vaciptir. Küfre teşvik edenlerine gidilmez. Salih olan mahrem akrabayı ziyaret etmek vaciptir.

      Mehirsiz evlenen erkeğin, mehri misil [yani âdet olan mehir] vermesi vacip olur. Kadın mehrini istediği zamanda, istemedi ise, ikisinden biri ölünce, verilmesi vaciptir.

      Müminin mümine dargın duramayıp, üç gün sonra gidip selam vermesi vaciptir.

      Ehl-i beyti ve Eshab-ı kiramın hepsini sevmek.

      Evliyanın kerametine inanmak...

      Nezri [adağı] yerine getirmek. Mesela, Allah için bir ay oruç tutmak nezrim olsun dese yahut şu işim olursa, bir ay oruç nezrim olsun dese ve o şeyi bulsa, oruç tutması vacip olur. Kefaret veremez.

      Kabul edeceği zan olunan kimseye emr-i maruf yapmak vaciptir. Kul hakkıdır. Bir şeyi bilmeyene nasihat vermek vaciptir. Kendine ve Müslümanlara zarar gelecek olursa, el ile yapılan emr-i marufu terk etmek vacip olur. Fitne çıkacaksa dil ile yapılan emr-i marufu terk etmek vacip olur.

      Ölüm halinde su içirmek sünnettir. İhtiyacı görülürse vacip olur.

      Ölünce defin için acele etmeli, bozulup kokmak ihtimali varsa, acele etmek vacip olur.


      Diğer vaciplerden bazıları şunlardır:

      Birinin evine girileceği zaman izin istemek.

      Bozulan sünnet ve nafile namazları iade etmek.

      Zekatı acele edip, hemen vermek.

      Allahü teâlânın ismini işitince ve söyleyince, celle celalüh veya teâlâ yahut sübhanallah diyerek saygı göstermek. Tekrar edince de, söylemek müstehaptır.

      Delilini bilmese de, müctehidin sözüne uymak. ( Dürr-ül-muhtar)

      Bugün için dört mezhepten birinde bulunmak. ( Tahtavi)

      Borçlu fakiri sıkıştırmamak.

      Bir kimseye zaruri lazım olan malı ona satmak.

      Dinimizin yasak etmediği âdetlere uymak.

      Davacının istediği zaman şahit olmak.

      Çocuğun selamına cevap vermek.

      Kadının eşine karşı temiz ve ziynetli olması.

      Herkese, sanatının ilmini öğrenmesi.

      Çocuğun, babasına hizmet etmesi ve babanın da fakir oğlunu evlendirmesi.

      Borçları ödeyerek, emanetleri sahiplerine vererek, ölüme hazırlanmak ve vasiyet yazmak.


      Şart anlamındaki vacipler

      Sual: Vacip kelimesinin şart, farz anlamına kullanıldığı yerler nelerdir??
      CEVAP
      Aşağıda, vacip diye geçen hükümler; farzdır, şarttır anlamında kullanılmıştır:

      1- Allahü teâlânın, ihsan ettiği nimetlere şükretmek vaciptir. ( Ahlak-ı alai)

      2- Resulullahın peygamberliğini işitene iman etmek vaciptir. ( Mevahib-i ledünniye)

      3- Her asırda yaşayan her milletin, Resulullaha uyması vaciptir. ( S. Ebediyye)

      4- Semavi dinlerin âyet-i kerime veya hadis-i şerifle bildirilen ve nesh edilmeyen hükümleriyle amel etmek vaciptir. ( Tefsir-i Mazheri)

      5- Herkesin, sanatının, mesleğinin ilmini öğrenmesi vaciptir. ( Kimya-i Seadet)

      6- Âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerle, kesin olarak bildirildi ki, namaz kılmak vaciptir. ( El-muvafakat)

      7- Gıybetten sakınmak vaciptir. ( Mekatib-i şerife m.85)

      8- Hayzlı veya nifaslının, kan kesilince gusletmesi vaciptir. ( Fetava-yı Hindiyye)

      9- Düşman, İslam ülkesine saldırınca, herkesin savunması vacip olur. ( El-ihtiyar)

      10- Kabul edeceği umulan kimseye, emr-i maruf yapmak vaciptir. ( Berika)

      11- Emr-i marufu, yumuşak yapmak da vaciptir. ( Berika)

      12- Halife-i müsliminin, seçip emrettiği ictihada göre amel etmek vacip olur. ( Mecelle)

      13- Avamın müctehidi taklit etmesi [bir mezhebe uyması], vaciptir. ( Ez-Zehire lil Kurafi)

      14- Bugün her Müslümanın, dört mezhepten birinde bulunması vaciptir. ( Tahtavi)

      15- Her müctehidin kendi ictihadına uyması vaciptir. ( Mektubat-ı Masumiyye 2/36)

      16- Naslarda açıkça bildirilen emirlere uymak ve inanmak vaciptir. ( Mektubat-ı Masumiyye 2/36)

      17- Rüşvet alanın, aldığı malı, geri vermesi vacip olur. ( Redd-ül Muhtar)

      18- Müftünün müctehid olması vaciptir. Mutlak müctehid olmayan müftünün fetva vermesi, haramdır. Bunun, sadece müctehidlerin fetvalarını nakletmesi caizdir. ( Tuhfet-ül-arabi vel-acem)

      19- Ana, babaya hizmet etmek, vaciptir. ( Hadika)

      20- Erkek olsun, kadın olsun, zi-rahmi mahrem akrabayı ziyaret, vaciptir. ( Berika)

      21- Şafiide, sünnet olmak vaciptir. ( İslam Ahlakı)

      22- Peygamberlerin, mucize göstermeleri vaciptir. ( Mektubat-ı Rabbani 3/86)

      23- Bir mahallede salih kimse kalmayıp, fesat ve bid’at artınca, başka mahalleye göçüp yerleşmek veya böyle bir şehirden başka şehre hicret etmek, vacip olur. ( Kenz-i mahfi)

      24- Hayvan keserken, ( Bismillah) veya ( Allahü ekber) demek vaciptir. ( İbni Âbidîn)

      25- Hanbelî mezhebinde sözünde durmak vacip, durmamak haram olur. ( İslam Ahlakı)

      26- Eshab-ı kiramın hepsinin salih ve adil olduğuna inanmak, hiçbirine dil uzatmamak, düşmanlık etmemek bütün Müslümanlara vaciptir. ( Mirat-i kâinat)

      27- Sultan zalim de olsa, İslamiyet’e uygun emirlerine itaat, vaciptir. ( Faideli Bilgiler)

      28- Resulullahın Ehl-i beytine ve hanımlarına saygı göstermek vaciptir. ( Kurret-ül ayneyn)

      29- Kâfirlerin ibadet olarak yaptıkları, kâfirlik alameti olan şeyleri, tahkir etmek vaciptir. ( Birgivi)

      30- Allah’ın düşmanı olduğu için, kâfirlere ( Buğd-i fillah) vaciptir. ( Mektubat-ı Masumiyye 3/55)

      31- Müslümana ilk vacip olan şey, ahkâm-ı İslamiyeye uymaktır. ( El-münire)

      32- Üzerinde Allah hakkı veya kul hakkı bulunanın, iki şahit yanında vasiyet yazması vaciptir. Üzerinde hak yoksa vasiyet yazmak müstehab olur. ( Cila-ül-kulub)

      33- Borçları ödeyip, ölüme hazırlanmak ve ölüm hastalığında vasiyet yazmak vaciptir. ( S. Ahiret)

      34- Eshab-ı kirama uymak vaciptir. ( Faideli Bilgiler) [Bu bizim gibi avam için değil, müctehidler içindir.]

      35- Kız ve oğlan çocuk yedi yaşına gelince, namaz kılmalarını emretmek, velisi üzerine vacip olur. ( Ey Oğul İlmihali)

      36- Dar-ül-harbde imana gelenin, Dar-ül-islama hicret etmesi vacip olur. ( Redd-ül-muhtar)

      Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
      ( Helal kazanmak için sıkıntı çekenlere, Cennet vacip olur.) [R. Nasıhin]

      ( Allah’a şirk koşmadan ihlasla ibadet edene, Cennet vacip olur. Allah’a şirk koşarak mülaki olana da, Cehennem vacip olur.) [Hâkim]

      ( Gurbette iken ölen garip Müslümana, Cennet vacip olur.) [Ebu Nuaym]

      ( Yalan yeminle, haksız olarak, birisinin malını alana, Cehennem vacip olur.) [Begavi]

      ( Ölürken kelime-i şehadeti söyleyene, Cennet vacip olur.) [Taberani]

      ( İhlasla, “Rabbim Allah, dinim İslam ve peygamberim Muhammed aleyhisselam” diyene, Cennet vacip olur.) [Hâkim]

      ( Beş vakit namazı doğru kılana, Cennet vacip olur.) [Taberani]

      ( Beş vakit namazı kırk gün cemaatle kılana, Cennet vacip olur.) [Ebu Ya’la]

      ( Haşefe içeri girince, meni gelse de, gelmese de, gusül vacip olur.) [Taberani]

      ( Bir yetimi, kendini kurtarana kadar bakıp büyütene, Cennet vacip olur.) [Taberani]

      ( Köle, kadın, çocuk ve hasta hariç, Cuma namazı, her Müslümana vaciptir.) [Hâkim]

      ( İmamla birlikte dört kişi olan köyde, Cuma kılmak vaciptir.) [Deylemi]

      ( Gaza vaciptir. Cenaze namazı da vaciptir.) [Ebu Ya’la]

      ( Ebu Bekir’i sevmek ve ona şükretmek, her Müslümana vaciptir.) [Deylemi, Hatib, Münavi]

      ( Fıkıh öğrenmek, her Müslümana mutlaka vaciptir.) [Hâkim]

      ( Aksırıp, Elhamdülillah diyen mümine, Yerhamükellah demek, vacip olur.) [Buhari]

      ( Yasaklardan men etmekte korku olmadıkça, emr-i maruf ve nehy-i münker, vaciptir. Eğer zararından korkuyorsanız, susmak helal olur.) [Deylemi]

      ( Kabrimi ziyaret edene, şefaatim vacip olur.) [Bezzar, Dare Kutni, Taberani, Kadı İyad]


      İbadetlerdeki vaciblerden bazıları

      Sual: Farzlardan sonra gelen vacibler nelerdir?
      CEVAP
      Vacib, yapılması farz gibi kesin olan; fakat Kur’an-ı kerimdeki delili farz kadar açık olmayan emirlere denir. Vacibin hükmü farz gibidir. Vacibi terk etmek, tahrimen mekruhtur. İbadetlerdeki vaciblerden bazıları şunlardır:
      1- Adağı yerine getirmek,

      2- Başlanan nafile namazı tamamlamak,

      3- Vitri kılmak ve kunut duasını okumak,

      4- Namazda bir farzdan bir farza intikal etmek yani geçmek, mesela kıyamdan rükûya giderken ve secdeden kıyama kalkarken geçişi geciktirmemek,

      5- Esselamü aleyküm diyerek namazdan çıkmak,

      6- Farzların iki rekâtında ve diğer namazların her rekâtında Fatiha okumak,

      7- Fasid olan sünnet ve nafile namazları iade etmek,

      8- Fatihayı ilk iki rekâtta okumak,

      9- Fatihayı zamm-ı sureden önce okumak,

      10- Namazda son oturuşta Ettehıyyatüyü okumak,

      11- Namazda birinci oturuşta oturmak ve Ettehıyyatüyü okuyunca beklemeyip kalkmak,

      12- Bayram namazlarını kılmak ve kurban bayramının arefesinin sabah namazından, dördüncü günün ikindi namazına kadar, farzlardan sonra teşrik tekbirini okumak,

      13- Namazda imama tâbi olmak,

      14- Namazda zamm-ı sure okumak,

      15- Nisaba malik olan için fıtra vermek ve kurban kesmek,

      16- Rükûda bir veya üç kere Sübhanallah diyecek kadar durmak,

      17- Rükûdan kıyama doğrulunca ve iki secde arasında doğrulup oturunca, bir kere Sübhanallah diyecek kadar durmak,

      18- Gerektiğinde secde-i sehv yapmak,

      19- Secdeleri birbiri arkasından yapmak,

      20- Sesli okunacak yerde sesli, sessiz okunacak yerde sessiz okumak,

      21- Tadil-i erkâna riayet etmek,

      22- Tahrimen mekruhu terk etmek,

      23- Tilavet secdesi yapmak.

      ---------------------

      Vacip olan ibadetlerden bazıları şunlardır:

      1- Adağı yerine getirmek,
      2- Başlanan nafile namazı tamamlamak,
      3- Vitri kılmak ve kunut duasını okumak,
      4- Namazda bir farzdan bir farza geçmek, mesela kıyamdan rükûa giderken ve secdeden kıyama kalkarken geçişi geciktirmemek,
      5- Esselamü aleyküm ve rahmetullah diyerek namazdan çıkmak,
      6- Farzların iki rekâtında ve diğer namazların her rekâtında Fatiha okumak,
      7-Fâsid olan yani bozulan sünnet ve nafile namazları iade etmek,
      8- İlk iki rekâtta Fatiha okumak,
      9-Fatiha'yı zamm-ı sureden önce okumak,
      10- Namazda son oturuşta Ettehıyyatü'yü okumak,
      11- Namazda birinci oturuşta oturmak ve Ettehıyyatü'yü okuyunca beklemeyip kalkmak,
      12- Bayram namazlarını kılmak ve kurban bayramında, Arefe günü sabah namazından, dördüncü günün ikindi namazına kadar, farzlardan sonra teşrik tekbirini okumak,
      13- Cemaatle kılınan namazda imama tâbi olmak,
      14- Namazda zamm-ı sure okumak,
      15- Nisaba malik olan için fıtra vermek ve kurban kesmek,
      16- Rükûda üç kere Sübhanallah diyecek kadar durmak,
      17- İki secde arasında doğrulup oturunca, bir kere ( Rabbiğfirlî) diyecek kadar durmak vacib olduğu gibi, rükûdan kıyama doğrulunca da, bu kadar durmak vacibdir. Eğer kavmede ( Rabbena lekel hamd) denirse, hem sünnet işlenmiş olur, hem de vacib yerine gelmiş olur,
      18- Gerektiğinde secde-i sehv yapmak,
      19- Secdeleri birbiri arkasından yapmak,
      20- Sesli okunacak yerde sesli, sessiz okunacak yerde sessiz okumak,
      21- Tadil-i erkâna riayet etmek,
      22- Tahrimen mekruhu terk etmek,
      23- Tilavet secdesi yapmak.

      -------------------

      acip nedir yada diğer bir değişle vacip ne demek? İşte vacip nedir vacip olan ibadetler nelerdir hakkında bilgi.

      Vacip sözlükte “sabit, lazım, var ve gerekli olan şey” anlamına gelir. Vacip fıkıh âlimlerinin çoğunluğuna göre farz ile eş anlamlıdır. Hanefî uleması farz ve vacip diye ikili bir ayırım yapmışlardır. Hanefîlere göre vacip, yapılmasının gerekliliğini ifade eden deliller, farz kadar kuvvetli ve açık olmayan vazifelere denir fakat vaciplerin de farzlar gibi kesin olarak yapılması gerekir. Binaenaleyh vacibe, “amelî farz” da denmektedir. Başka bir değişle, farz kadar kesin olmamakla beraber kuvvetli bir delil ile yapılması emredilen şeye Vacip denir. Kurban kesmek, Fıtır sadakası vermek, vitir ve bayram namazı kılmak gibi.

      Vacibin hükmü de farz gibidir. Yani, işlenmesi hâlinde sevab, terkinde ise azab vardır. Ancak i'tikad bakımından vâcib, farz gibi değildir. Vâcibi inkâr eden dinden çıkmaz fakat dinde olan bir emri inkâr ettiği için bid'at işlemiş ve günaha girmiştir. Vacibi unutarak veya kasten terk eden daha sonra kaza etmekle mükelleftir. Mesela vitir namazını kaçıran daha sonra kaza etmelidir.

      Başka bir örnek vermek gerekirse, namazın vaciplerinden herhangi birinin terkedilmesi namazı bozmaz. Namazın vaciplerinden biri sehven terkedilmişse sehiv secdesi yapmak gerekir. Eğer kasten terkedilmişse, namazın iade edilmesi yani yeniden kılınması gerekir.

      ----------------------

      Vacib olan işler

      Sual: Vacib ne demektir, vacibler nelerdir?
      CEVAP
      Vacib, yapılması farz gibi kesin olan, fakat Kur’an-ı kerimdeki delili farz kadar açık olmayan emirlere denir. Vacibin hükmü farz gibidir. Vacibi terk etmek, tahrimen mekruhtur. İbadetlerdeki vaciblerden bazıları şunlardır:
      1- Adağı yerine getirmek,
      2- Başlanan nafile namazı tamamlamak,
      3- Vitri kılmak ve kunut duasını okumak,
      4- Namazda bir farzdan bir farza geçmek, mesela kıyamdan rükûa giderken ve secdeden kıyama kalkarken geçişi geciktirmemek,
      5- Esselamü aleyküm ve rahmetullah diyerek namazdan çıkmak,
      6- Farzların iki rekâtında ve diğer namazların her rekâtında Fatiha okumak,
      7-Fâsid olan yani bozulan sünnet ve nafile namazları iade etmek,
      8- İlk iki rekâtta Fatiha okumak,
      9-Fatiha’yı zamm-ı sureden önce okumak,
      10- Namazda son oturuşta Ettehıyyatü’yü okumak,
      11- Namazda birinci oturuşta oturmak ve Ettehıyyatü’yü okuyunca beklemeyip kalkmak,
      12- Bayram namazlarını kılmak ve kurban bayramında, Arefe günü sabah namazından, dördüncü günün ikindi namazına kadar, farzlardan sonra teşrik tekbirini okumak,
      13- Cemaatle kılınan namazda imama tâbi olmak,
      14- Namazda zamm-ı sure okumak,
      15- Nisaba malik olan için fıtra vermek ve kurban kesmek,
      16- Rükûda üç kere Sübhanallah diyecek kadar durmak,
      17- Gerektiğinde secde-i sehv yapmak,
      18- Secdeleri birbiri arkasından yapmak,
      19- Sesli okunacak yerde sesli, sessiz okunacak yerde sessiz okumak,
      20- Tadil-i erkâna riayet etmek,
      21- Tahrimen mekruhu terk etmek,
      22- Tilavet secdesi yapmak.

      Şart anlamındaki vacibler
      Sual: Vacib kelimesinin şart, farz anlamına kullanıldığı yerler nelerdir?
      CEVAP
      Aşağıda, vacib diye geçen hükümler; farzdır, şarttır anlamında kullanılmıştır:
      1- Allahü teâlânın, ihsan ettiği nimetlere şükretmek vacibdir. ( Ahlak-ı alai)
      2- Resulullahın peygamberliğini işitene iman etmek vacibdir. ( Mevahib-i ledünniye)
      3- Her asırda yaşayan her milletin, Resulullaha uyması vacibdir. ( S. Ebediyye)
      4- Semavi dinlerin âyet-i kerime veya hadis-i şerifle bildirilen ve nesh edilmeyen hükümleriyle amel etmek vacibdir. ( Tefsir-i Mazheri)
      5- Herkesin sanatının, mesleğinin ilmini öğrenmesi vacibdir. ( Kimya-i Saadet)
      6- Âyet ve hadislerle kesin olarak bildirildi ki, namaz kılmak vacibdir. ( El-muvafakat)
      7- Gıybetten sakınmak vacibdir. ( Mekatib-i şerife m.85)
      8- Hayzlı veya nifaslının, kan kesilince gusletmesi vacibdir. ( Fetava-yı Hindiyye)
      9- Düşman, İslam ülkesine saldırınca, herkesin savunması vacib olur. ( El-ihtiyar)
      10- Kabul edeceği umulan kimseye, emr-i maruf yapmak vacibdir. ( Berika)
      11- Emr-i marufu, yumuşak yapmak da vacibdir. ( Berika)
      12- Halife-i müsliminin seçip emrettiği ictihada göre amel etmek vacib olur.( Mecelle)
      13- Avamın müctehidi taklit etmesi [bir mezhebe uyması], vacibdir. ( Ez-Zehire lil Kurafi)
      14- Bugün her Müslümanın, dört mezhepten birinde bulunması vacibdir. ( Tahtavi)
      15- Her müctehidin kendi ictihadına uyması vacibdir. ( Mektubat-ı Masumiyye 2/36)
      16- Nasslarda açıkça bildirilen emirlere uymak ve inanmak vacibdir. ( Mektubat-ı Rabbani 2/36)
      17- Rüşvet alanın, aldığı malı geri vermesi vacib olur. ( Redd-ül Muhtar)
      18- Müftünün müctehid olması vacibdir. Mutlak müctehid olmayan müftünün fetva vermesi haramdır. Bunun, sadece müctehidlerin fetvalarını nakletmesi caizdir. ( Tuhfet-ül-arabi vel-acem)
      19- Ana babaya hizmet etmek vacibdir. ( Hadika)
      20- Erkek olsun, kadın olsun, zi-rahmi mahrem akrabayı ziyaret vacibdir. ( Berika)
      21- Şafii’de, sünnet olmak vacibdir. ( İslam Ahlakı)
      22- Peygamberlerin mucize göstermeleri vacibdir. ( Mektubat-ı Rabbani 3/86)
      23- Bir mahallede salih kimse kalmayıp, fesat ve bid’at artınca, başka mahalleye göçüp yerleşmek veya böyle bir şehirden başka şehre hicret etmek vacib olur. ( Kenz-i mahfi)
      24- Hayvan keserken ( Bismillahi) veya ( Allahü ekber) demek vacibdir. ( İbni Âbidîn)
      25- Hanbeli mezhebinde sözünde durmak vacib, durmamak haram olur. ( İslam Ahlakı)
      26- Eshab-ı kiramın hepsinin salih ve adil olduğuna inanmak, hiçbirine dil uzatmamak, düşmanlık etmemek, bütün Müslümanlara vacibdir. ( Mirat-i kâinat)
      27- Sultan zalim de olsa, İslamiyet’e uygun emirlerine itaat vacibdir. ( Faideli Bilgiler)
      28- Resulullahın Ehl-i beytine ve hanımlarına saygı göstermek vacibdir. ( Kurret-ül ayneyn)
      29- Kâfirlerin ibadet olarak yaptıkları, kâfirlik alameti olan şeyleri tahkir etmek vacibdir. ( Birgivi)
      30- Allah’ın düşmanı olduğu için, kâfirlere ( Buğd-i fillah) vacibdir. ( Mektubat-ı Masumiyye 3/55)
      31- Müslümana ilk vacib olan şey, ahkâm-ı İslamiyeye uymaktır. ( El-münire)
      32- Üzerinde Allah hakkı veya kul hakkı bulunanın, iki şahit yanında vasiyet yazması vacibdir. Üzerinde hak yoksa, vasiyet yazmak müstehab olur. ( Cila-ül-kulub)
      33- Borçları ödeyip, ölüme hazırlanmak ve ölüm hastalığında vasiyet yazmak vacibdir. ( S. Ahiret)
      34- Eshab-ı kirama uymak vacibdir. ( Faideli Bilgiler) [Bu, müctehidler içindir.]
      35- Kız ve oğlan çocuk, yedi yaşına gelince, namazı emretmek velisine vacib olur.( Ey Oğul İlmihali)
      36- Dar-ül-harbde imana gelenin, Dar-ül-islama hicret etmesi vacib olur. ( Redd-ül-muhtar)
      37- Çocuğun, babasına hizmet etmesi vacibdir. ( Hadika)
      38- Zengin babanın, fakir çocuğunu evlendirmesi vacibdir. ( Uyun-ül-besair)

      Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
      ( Helal kazanmak için sıkıntı çekenlere, Cennet vacib olur.) [R. Nasıhin]

      ( Allah’a şirk koşmadan ihlâsla ibadet edene, Cennet vacib olur. Allah’a şirk koşarak mülaki olana da, Cehennem vacib olur.) [Hâkim]

      ( Gurbetteyken ölen garip Müslümana, Cennet vacib olur) [E. Nuaym]

      ( Yalan yeminle, haksız olarak, birinin malını alana, Cehennem vacib olur.) [Bagavî]

      ( Ölürken kelime-i şehadeti söyleyene, Cennet vacib olur.) [Taberani]

      ( Beş vakit namazı doğru kılana, Cennet vacib olur.) [Taberani]

      ( Beş vakit namazı kırk gün cemaatle kılana, Cennet vacib olur.) [Ebu Ya’la]

      ( Bir yetimi, kendini kurtarana kadar bakıp büyütene, Cennet vacib olur.) [Taberani]

      ( Haşefe içeri girince, meni gelse de, gelmese de gusül vacib olur.) [Taberani]

      ( Köle, kadın, çocuk ve hasta hariç, Cuma namazı her Müslümana vacibdir.) [Hâkim]

      ( İmamla birlikte dört kişi olan köyde, Cuma kılmak vacibdir.) [Deylemi]

      ( Gaza vacibdir. Cenaze namazı da vacibdir.) [Ebu Ya’la]

      ( Ebu Bekir’i sevmek ve ona şükretmek vacibdir.) [Deylemi, Hatib, Münavi]

      ( Fıkıh öğrenmek, her Müslümana vacibdir.) [Hâkim]

      ( Aksırıp elhamdülillah diyen mümine, yerhamükellah demek vacib olur.) [Buhari]

      ( Kabrimi ziyaret edene, şefaatim vacib olur.) [Bezzar, Dare Kutni, Taberani, Kadı İyad]

      ( Bir mani yoksa emr-i maruf ve nehy-i münker vacibdir. Mani varsa susmak helaldir.) [Deylemi]

      ( İhlâsla, “Rabbim Allah, dinim İslam ve peygamberim Muhammed aleyhisselam” diyene, Cennet vacib olur.) [Hâkim]

      İhanet etmek
      Sual: İslam Ahlakı kitabında, ( Fâsık, âlim olsa da imam yapılması mekruh olur, çünkü İslamiyet’e uymakta gevşek davranır. Buna ihanet etmek vacibdir) deniyor. ( İhanet etmek vacibdir) ne demek oluyor?
      CEVAP
      İhanet kelimesinin birkaç manası vardır. İhanet, hainlik, haksızlık, kötülük anlamına geldiği gibi alçak ve hakir görmek, itibar etmemek, kıymet vermemek anlamına da gelir.


      -------------------------


      Farz ile vacib arasındaki fark nedir?

      Farz, sübûtu ve ifade ettiği anlamı ( delâleti) kesin olan delillerle Allah veya Rasûlünün emrettiği fiillerdir. Farzlar, başka anlama gelme ihtimali bulunmayan, âyet, mütevâtir veya meşhur hadis, ya da icmâ gibi kesin delillerle sabit olur. Beş vakit namaz, zekât, hac ve namazda Kur'ân-ı Kerîm'den bir parça okumak gibi. Bunlarla ilgili hem âyetler vardır, hem de Hz. Peygamber ( asm)'in mütevâtir veya meşhur hadis kuvvetinde söz veya uygulamaları bulunmaktadır.

      Farzın yerine getirilmesi kesin olarak gereklidir. Terkeden ağır cezayı hak etmiş olur; farz olduğunu inkâr edenin dinden çıktığına hükmedilir.

      Farzın hükmü: Yapılması kesin olarak gereklidir. Terkeden ağır cezayı hak etmiş olur. Farz olduğunu inkâr eden dinden çıkar. Namaz, oruç veya haccı inkâr gibi.

      Vacip: Sözlükte "sabit, lâzım, var ve gerekli olan şey" anlamına gelen vâcip, fıkıh ilminde fakihlerin çoğunluğuna göre farz ile eş anlamlı olup şâriin mükelleften yapılmasını kesin ve bağlayıcı tarzda istediği fiil demektir. Hanefîler ise kat`î delille sabit olan hükme farz, zannî delille sabit olan hükme vâcip diyerek ikili bir ayırım yapmışlardır. Ancak Hanefîler, vâcibin de farz gibi kesin olarak yapılması gerektiği görüşündedir. Onların bu ayırımı daha çok delilin kuvvetini ve inkârın dinî sonuçlarını göstermeyi hedefler. Bu sebeple Hanefîler vâcibi çoğu yerde "amelî farz" olarak da adlandırırlar. Meselâ fıtır sadakası, namazda Fâtiha'nın okunması, vitir ve bayram namazları, kurban kesme zannî delille sabit olduğundan Hanefîler'e göre farz değil vâciptirler.

      Hanefîler'e göre vâcip iki kısma ayrılır:

      a) Kat`î bir delile yakın derecede kuvvetli görünen zannî bir delille sabit olan vâcipler. Bu kısma giren vâcipler amelî farz veya zannî farz adını alır. Vitir namazı, abdestte başın dörtte bir miktarını meshetme böyledir.

      b) Zannî delil olan haber-i vâhid ile sabit olan vâcipler ise, önem derecesi itibariyle amelî farzın altında ve sünnetin üstündedirler. Meselâ, namazda Fâtiha okuma, vitir namazında kunut tekbiri, bayram tekbirleri, namazın sehiv secdesi ile ikmal edilen vâcipleri böyledir.

      Vâcibin hükmü: Vâcibin inkârı küfrü gerektirmez. Ancak sapıklıkla itham sebebi görülür. Vâcibin terki farzın terki ölçüsünde olmasa bile yine de günah ve sorumluluğu gerektirir. Meselâ, namazın vaciplerinden birinin yanılarak terk edilmesi, sehiv secdesini gerektirir. Bir vacibi kasten terk etmek ise, tahrimen mekruhtur ve namazın iadesini gerektirir.

      ----------------------

      Gerekli ve sabit olan. "Vecebe" fiilinden ism-i fâil. Bu fiilin mastarları olan "vücûben", "vecben", "vecbeten", ve "vecibeten", gerekli ve sabit olmak, yere düşmek, kalb çarpmak, günde bir defa yemek, ölmek ve güneş batmak anlamlarına gelir.

      İslâm hukukunda "vâcib", yükümlünün farzdan aşağıda, fakat sünnetten daha kuvvetli olarak yerine getirmesi istenilen şer'î hükümdür.

      İslâm'da akıllı olan, erginlik çağına ulaşan kimseye yükümlü ( mükellef) denir. Kendi iradesiyle serbest hareket edebilecek yaşa gelen kimsenin konuşmaları, iş, amel ve davranışları İslâm nazarında belirli hükümlere bağlanmıştır. Fıkıh kaynaklarında "yükümlünün fiilleri" denilen bu fiiller sekiz tane olup, şunlardır: Farz, vâcip, sünnet, müstehap, mübah, haram, mekruh. Bu ayırım Hanefilere göredir. Diğer mezhep müctehidlerine göre ise bu sayı vâcib, mendup, haram, mekruh ve mübah olmak üzere beştir.

      Farz, sübûtu ve ifade ettiği anlamı ( delâleti) kesin olan delillerle Allah veya Rasûlünün emrettiği fiillerdir. Farzlar, başka anlama gelme ihtimali bulunmayan, âyet, mütevâtir veya meşhur hadis, ya da icmâ gibi kesin delillerle sabit olur. Beş vakit namaz, zekât, hacc ve namazda Kur'ân-ı Kerîm'den bir parça okumak gibi. Bunlarla ilgili hem âyetler vardır, hem de Hz. Peygamber'in mütevâtir veya meşhur hadis kuvvetinde söz veya uygulamaları bulunmaktadır. Farzın yerine getirilmesi kesin olarak gereklidir. Terkeden ağır cezayı hak etmiş olur; farz olduğunu inkâr edenin dinden çıktığına hükmedilir.

      İslâm hukukçularının çoğunluğuna göre farzla vâcip eşanlamlıdır. İkisi de aynı hükümlere tabidir. Hanefilere göre ise, fârz ve vâcip birbirinden farklı anlam taşır. Vâcip Allah ve Rasûlünün yükümlü Müslümandan yapılmasını bağlayıcı bir şekilde istediği, fakat hakkındaki bu bağlayıcılığın zannî delil ile sabit olduğu fiildir. Buna göre vâcibin kesinliği, farzın kesinliğinden daha azdır. Bu yüzden şer'î bir işte farz terk edilirse bu iş bâtıl olur. Meselâ Arafa'ta vakfe yapmayan kimsenin haccı batıl olur. Çünkü vakfe farzdır. Fakat bir kimse Safâ ile Merve arasında sa'yi terk etse, haccı bâtıl olmaz. Bunu kurban kesme cezası yoluyla tamamlaması mümkündür.

      Yine namazda Kur'ân okunmasının tamamen terki namazı geçersiz kılar. Çünkü namazda Kur'ân'dan bir parça okunması gereği kesin delille sabittir. Âyette şöyle buyurulur: "O halde Kur'ân'dan kolayınıza geleni okuyun"( el-Müzemmil, 73/20). Fakat Fatiha Sûresinin okunmamış olması tek başına namazı bozan bir sebep değildir. Bu sûre okunmamış olursa, namaz mekruh olmakla birlikte yine geçerlidir. Sonunda yanılma secdesi yapılarak bu eksiklik giderilmeye çalışılır. Çünkü namazda Fatiha'nın okunması hükmü zannî bir delil ile sabittir. Bu da Hz. Peygamber'in " Fatiha suresini okumayanın namazı yoktur" ( Tirmizî, Mevâkitü's Salât, 69,115; İbn Mâce, İkâmet, II) hadisidir.

      Bu hadisin sâbit oluşu, haber-i vahid olması bakımından zannidir. Diğer yandan "Fâtiha okunmaksızın kılınan namaz geçerli değildir" anlamına gelebileceği gibi "Böyle bir namaz tam ve mükemmel olmaz" anlamına da yorumlanabilir. Bu bakımdan hükme delaleti yönünden de zannidir.

      Şâfiîlere göre namazda Fatiha'nın okunması farz anlamında vâciptir. Onlar "O halde Kur'ân'dan kolayınıza geleni okuyun" ( el-Müzemmil, 73/20) âyetini, Fâtiha sûresini okuyun, diye tefsir ederler. Çünkü Hz. Peygamber "Ben namazı nasıl kılıyorsam siz de o şekilde kılınız" ( Buhârî, Ezân,18; Edeb, 27; Âhâd 1) buyurmuştur. Hanefîler ise yukarıdaki âyeti genel anlamlı kabul ederler ki, Fâtiha veya Kur'ân'dan başka bir bölüm bu kapsama girer.

      Farzın hükmü: Yapılması kesin olarak gereklidir. Terkeden ağır cezayı hak etmiş olur. Farz olduğunu inkâr eden dinden çıkar. Namaz, oruç, veya haccı inkâr gibi.

      Vâcibin hükmü: Yapılması kesin olarak gereklidir. Terk eden, farzı terkedenin cezasından daha az bir cezayı hak etmiş olur. Vacib olduğunu inkâr edenin küfrüne hüküm verilmez. Sapıklıkta kalır. Mesela; namazın vâciplerinden birisini bilerek terketmek tahrimen mekruhtur. Yanlışlıkla terketme veya geciktirme halinde ise, sehiv secdesi gerekir. Farzın terkinde ise namaz bozulur. Namazda rükûu terketmek gibi ( Tehânevî, Keşşâf, II, 1126; el-Meydânî, el-Lübâb, I, 6; Ömer Nasuhi Bilmen, İstilâhât-ı Fıkhıyye Kâmusu, İstanbul 1967, I, 33; Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'ân Dili, İstanbul 1938, VIII, 6200 vd.; Zekiyüddin Şa'bân, Usûlü'l-Fıkh, terc. İbrahim Kâfi Dönmez. Ankara 1990, 207 vd; Muhammed Ebû Zehra, Usûlü'l-Fıkh, Kahire, t.y., 29 vd.; Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslâm İlmihali, İstanbul 1991, 50, 51).

      Vâcib'in Kısımları

      Vâcip çeşitli bakımlardan kısımlara ayrılır:

      1- Vakte bağlı olan vâcib: Belirli bir zaman bunun vücûbu için sebep teşkil eder. Meselâ, vaktin girişi ile namaz farz olur. Ramazan ayı girince oruç her akıllı, ergin, mukîm ve sağlıklı kimseye gerekli olur. Çünkü Allah Teâlâ; "Sizden kim Ramazan ayına yetişirse onda oruç tutsun" ( el-Bakara, 2/185) buyurur. Bu çeşit vâcipler de geniş ve dar vakitli olmak üzere ikiye ayrılır:

      Vakit aynı cinsten başka bir ibadetin yapılmasına elverişli olursa, bu vakitte edası gereken vâcibe "geniş vakitli vâcip" denir. Beş vakit namaz böyledir. Meselâ, öğle namazı vaktinde bir çok namaz kılınabilir. Asıl öğle namazı ise bu vaktin az bir parçasını işgal eder. Birden çok aynı cinsten ibadetin birbirine karışmaması için bu gibi vâciplerde niyet farz olur.

      Bir vakitte yalnız tek vâcip eda edilebiliyorsa, buna "dar vakitli vâcip" denir. Ramazan ayı böyledir. Bu ayda başka bir oruç tutulamaz. Çünkü âyette "Sizden kim Ramazan ayına yelişirse oruç tutsun" ( el-Bakara 2/185) buyurulmuştur. Bu yüzden Hanefilere göre Ramazanda nâfile oruca niyet edilse bile bu yine Ramazan orucundan sayılır. Çünkü bu süre, başka bir orucun tutulmasına el-verişli değildir.

      2- Vakte bağlı olmayan vâcip: Edası, belli bir vakte bağlı olmayan vacibi geriye bırakan kimse kınanmaz. Meselâ özründen ötürü Ramazan orucunu tutamayan kimse, Ebû Hanîfe'ye göre istediği zaman tutabilir. İmam Şâfiiye göre ise kazaya kalan oruç aynı yıl içinde kaza edilmelidir ( Ebû Zehrâ, a.g.e., 30,31).

      Yapılması istenilen belirtilmesi bakımından vâcibin taksimi:

      1- Muayyen vâcib: Bunda yapılması istenilen şey tektir. Borcu ödemek, yapılan akdi ifa etmek ve zekât vermek gibi. Bu çeşit vâciplerde kişi muhayyer değildir. ,

      2- Muhayyer vâcip: Burada yapılması istenilen belli bir şey değil, iki veya üç şeyden biridir, meselâ, "Savaşta kâfirlerle karşılaştığınızda boyunlarını vurun. Sonunda onlara üstün geldiğinizde onları esir alın, savaş sona erince onları ya karşılıksız ya da fidye ile salıverin" ( Muhammed, 47/4) âyetinde, esirleri ya karşılıksız ya da fidye ile salıverme olmak üzere iki seçenekten söz edilir. Üçlü seçeneğe ise yemin keffâreti örnek verilebilir. Yeminini bozan kimse ya bir köle azad edecek, ya on kişiyi doyuracak veya giydirecek; bunlara gücü yetmezse üç gün oruç tutacaktır ( el-Mâide, 5/89).

      Vâcibin miktar bakımından taksimi:

      Bu bakımdan vâcip ikiye ayrılır:

      1- Miktarı ve sınırı belli vâcip: Bütün farzlar buna örnektir.

      2- Miktarı ve sınırı belli olmaya vâcip: Başa yapılan mesih miktarı, namazda rukû ve secdede bekleme süresi, hâkim tarafından belirlenmeyen nafakanın miktarı bu niteliktedir.

      Yükümlü bakımından da ikiye ayrılır:

      1- Aynî vâcip: Allah ve Rasûlünün yükümlülerin herbiri tarafından yerine getirilmesini istediği vâciptir. Beş vakit namaz, oruç, zekât ve hacc gibi. Bu borç, bazılarının yerine getirmesi ile diğerlerinin üzerinden düşmez.

      2- Kifâî vâcip: Bu, topluma emredilen bir vecibe olup, hiç kimse yapmazsa tüm toplum sorumlu tutulur. Ancak toplumdan bir bölümü bunu yaparsa diğerlerinden de sorumluluk kalkar. Allah yolunda cihad, iyiliği emir ve kötülükten nehiy, cenaze namazı, İslâm devlet başkanı seçimi gibi. Cemâlüddin el-Hıllî bu konuda şöyle der: "Kifâî vâcipte her şahsın yaptığı ötekinin yerine geçer ve onu terkeden de yapmış sayılır" ( Ebu Zehrâ, a.g.e., 36)

      Şâfiî kifâî vâcip konusunda şöyle der: "Kifâı vâcip, genel olarak herkesin yapması istenilen ve bir kısım insanların mutlaka yapması kastedilen bir emirdir". er-Risâle'de genel anlamlı sözcükler ( âmm) anlatılırken, bir kısım âmm vardır ki, onunla genel anlam kastedilir, fakat onun kapsamına özel anlam da girer, denilir ve şu âyetler örnek verilir: "Meâmelilere ve çevresinde bulunan bedevîlere, savaşta Allah'ın peygamberinden geri kalmaları onun katlandığı sıkıntılara katlanmamaları yerinde değildir" ( et-Tevbe, 9/120). "Yine yürüdüler, sonunda vardıkları bir kasaba halkından yiyecek istediler. Kasabalılar da bu ikisini misafir etmek istemediler" ( Kehf 18/77; Şafii, er-Risâle, Kahire 1940, 54, 55).

      Kifâî farzlar toplumda bir çeşit görev bölümünü ifade eder. Meselâ, dinî ilimleri öğrenmek kifâî farz olduğu gibi tıp ilmi, teknik ilimleri vb.lerini öğrenmek de bir farîzadır. Toplumda hiç kimse bu mesleklere yönelmez ve toplum bundan zarar görürse, herkes bunlardan sorumlu olur.

      --------------------------


      NAMAZIN FARZLARI VE VÂCİPLERİ NELERDİR?


      Namaz ibadetinde yer alan vacipler çok önemli bir konudur. Müslümanların fen olsun, teknoloji olsun, din olsun her konuda bilgi sahibi olmaları gerekmektedir. Din konusunda ki bilgiden maksat İlmihalini yani, herkesin içinde bulunduğu duruma göre, kendisine gerekli olan bilgileri öğrenmesidir.

      Kısaca “davranış bilgisi” demek olan ilmihal, Rabbine, kendine ve içinde yaşadığı topluma karşı sorumlulukları olan insanın, neyi nasıl yapacağı hususunda ona kılavuzluk yapmayı hedefleyen derli toplu bilgilerden ibarettir. Kadın olsun erkek olsun her Müslümanın bağlı bulunduğu mezhebe göre, kendisine yetecek derecede ilmihalini bilmesi farzdır. Öğrendiği bilgilerle de sorumlu olduğu dini görevleri yerine getirmesi, Allah ( cc) rızasını kazanmaya vesile olur.

      İlmihal inançla, taharetle, ibadetlerle, İslam’ın dünya görüşüyle, Kuran ve Sünnet ahlakıyla, İslami görgü ve terbiye ile ilgili bilgilerdir. Müslümanların ilmihallerini bilme konusunda günümüzde çok büyük eksiklikler vardır. Bu eksiklikleri tamamlama hususunda bugünkü sohbetimizde namazın vaciplerini ve sünnetlerini anlatmaya çalışacağız. Vacip, farz kadar kesin olmamakla beraber kuvvetli bir delil ile yapılması emredilen amele denir. Namazın vaciplerinden herhangi birinin terk edilmesi namazı bozmaz. Namazın vaciplerinden biri yanılarak terk edilmişse sehiv secdesi yapılması, eğer kasten terk edilmişse namazın iade edilmesi yani yeniden kılınması gerekir. Sehiv secdesi yapılmadığı zaman ise, namaz eksik olmasına rağmen geçerli olur.
      Namazın Vacipleri Şunlardır

      1. Namaza “Allahü ekber” sözüyle başlamak. Bu, çoğunluğa göre farzdır.
      2. Nafile ve vacip namazların her rekatında, farz namazların ilk iki rekatında Fatiha suresini okumak. Bu, çoğunluğa göre farzdır.
      3. Farz namazların ilk iki rekatında, vacip ve nafile namazların her rekatında Fatiha’dan sonra, Kuran’dan kısa bir sûre veya buna denk düşecek bir veya birkaç ayet okumak, vaciptir.
      4. Farz olan kıraati ilk iki rekatta yerine getirmek.
      5. Fatiha’yı, eklenecek sureden önce okumak.
      6. Tek başına namaz kılarken öğle ve ikindi namazları ile gündüz kılınan nâfile namazlarda gizli okumak. Gizli okumanın ölçüsü, sadece kendisinin duyabileceği kadar kısık bir sesle okumaktır. Sabah, akşam ve yatsı namazları ile gece kılacağı nafile namazlarda kişi serbesttir; isterse sesli, isterse alçak sesle okuyabilir.
      7. Cemaatle kılınan namazda imam, sabah namazı ile akşam ve yatsı namazlarının ilk iki rekatında sesli okumalıdır. Cuma namazında, bayram namazlarında, cemaatle kılınan teravih namazında, teravihten sonra cemaatle kılınan vitir namazında da imam kıraati yüksek sesle yapar. İmam, öğle ve ikindi namazlarının bütün rekatlarında, akşam namazının üçüncü ve yatsı namazının son iki rekatında kıraati gizli yapar.
      8. Secdede alın ile birlikte burnu da yere koymak.
      9. Üç ve dört rekatlı namazlarda ikinci rekatın sonundaki ilk oturuş.
      10. Namazların gerek ilk, gerekse son oturuşunda Tahiyyât duasını okumak.
      11. Namazın sonunda sağ ve sol tarafa selam vermek
      12. Farz olan fiillerin sırasına riayet etmek ( kıyamdan sonra rükûa gitmek, iki secdeyi peş peşe yapmak gibi).
      13. Farz olan fiili geciktirmemek. Mesela, birinci oturuşta Tahiyyât’ı okuduktan sonra, “Allahümme salli alâ Muhammed” diyecek kadar bir süre bekledikten sonra üçüncü rekata kalkılacak olursa farz geciktirilmiş sayılır ve sehiv secdesi gerekir. Bu konuyu biraz açalım: Örneğin öğlen namazını ilk sünnetini kılıyorsunuz ve ikinci rekatta Tahiyyata oturdunuz ve Etteyhiyatü duasını okudunuz ve üçüncü rekata kalkmadan beklediniz ve bu bekleme süresi “Allahümme salli alâ Muhammed” diyebileceğiniz kadar bir süre oldu. Bu taktirde üçüncü rekatı geciktirdiğiniz için sehiv secdesi yapmanız gerekir. Bu hanefi mezhebi için geçerlidir. Şafi mezhebinde böyle bir şey söz konusu değildir. Özetle, buradaki kural namazda gereksiz yere beklememek ve namazın bir sonraki farzını veya vacibini geciktirmemektir.
      14. Vitir namazında Kunut duası okumak Ebû Hanife’ye göre vaciptir.
      15. Ramazan ve kurban bayramı namazlarında fazladan alınan tekbirler vaciptir.
      16. Sehiv secdesi yapılmasını gerektiren bir fiilde bulunulmuşsa sehiv secdesi yapmak.
      17. Ta‘dîl-i erkâna riayet etmek Ebû Yûsuf’a göre farz, Ebû Hanîfe ve Muhammed’e göre vaciptir.
      18. Namazdayken secde ayeti okunmuşsa tilavet secdesi yapmak.

      --------------------------

      HACCIN VACİPLERİ NELERDİR?

      Haccın vacipleri şunlardır:
      1- Tavafa hacer-i esved veya hizasından başlamak.

      2- İhram yasaklarına uymak.

      3- Tavafı yürüyerek yapmak.

      4- Arefe günü, akşam ve yatsı namazlarını yatsı vakti girdikten sonra Müzdelife’de cem-i tehir ile kılmak. Hanefi mezhebinde vaciptir.

      5- Umre sa’yinin, umre tavafından sonra, henüz tıraş olmadan, ihramlı olarak yapılması vaciptir.

      6- Şeytan taşlama, kurban kesme, saç tıraşı vacip olup ayrıca bu sıraya riayet de vaciptir.

      7- Tavafı kudumden sonra ve hac ayları içinde olmak şartı ile, Safâ ile Merve tepeleri arasında, yedi kere sa’y etmek, yani, usulü ile yürümek. Tavafsız sa’y sahih olmaz.

      8- Arafat’tan dönüşte, Müzdelife de vakfeye durmak.

      9- Minâ’da şeytan taşlamak, yani üç gün, temiz taş veya teyemmüm caiz olan şey atmak.

      10- İhramdan çıkmadan önce, başın en az dörtte birini ustura ile tıraş ettirmek veya en az üç santim, kendisi veya başkası kırkmak. Berber veya ustura bulamamak özür sayılmaz. Saçsız olan veya başı yaralı olan da usturayı değmeden baştan geçirir. Kadın, saçını tıraş etmez. Makasla biraz keser.

      11- Afaki yani Mikât denilen yerlerden daha uzak memleketlerin hacıları, Mekke’den son ayrılacağı gün, tavaf-ı sadr yani tavaf-ı veda yapmak. Hayzlı kadına bu vacip değildir.

      12- Arafat’ta, güneş battıktan sonra da, biraz kalmak. Güneş batmadan önce, Arafat meydanından dışarı çıkanın kurban kesmesi lazım olur.

      13- Tavafı ziyarette Kâbe-i muazzama etrafında dörtten sonra üç kere daha dönmek.

      14- Tavafta abdestsiz veya cünüp olmamak.

      15- Üzerindeki elbise temiz olmak.

      16- Tavaf yaparken, Hatim denilen yerin dışından dolaşmak.

      17- Tavafta Kâbe-i muazzama, sol tarafta kalmak.

      18- Tavafı ziyareti, bayramın üçüncü gününün güneş batıncaya kadar yapmak.

      19- Tavaf ederken avret yeri kapalı olmak ( Kadın için çok mühimdir).

      20- Safâ tepesi ile Merve arasında sa’y ederken, Safâ’dan başlamak.

      21- Safâ tepesine çıkınca, Kâbe’ye dönüp, tekbir, tehlil ve salâvat getirmek ve dua etmek. Sonra, Merve’ye doğru yürümek. Safâ’dan Merve’ye dört, Merve’den Safâ’ya 3 kere gidilir.

      22- Her tavaftan sonra, Mescid-i haram içinde iki rekat namaz kılmak.

      23- Şeytan taşlamasını bayram günlerinde yapmak.

      24- Tıraşı, bayramın birinci günü ve Harem hududu içinde yapmak.

      25- Sa’yı yürüyerek yapmaktır. ( İki yeşil direk arasında erkek hızlı, kadın yavaş gider.)

      26- Kıran ve temettü hac yapan, şükür kurbanı kesmek.

      27- Kurbanı, bayramın birinci günü kesmek.

      28- Cima gibi yasak olan şeyler, Arafat’ta durmadan önce yapılırsa, haccı bozar. Bunları Arafat’tan önce yapmamak farzdır. Cimadan başkalarını, ihramdan çıkıncaya, cimaı tavaf-ı ziyareti yapıncaya kadar terk etmek vaciptir.

      Bilerek veya bilmeyerek, bir vacibi vaktinde ve yerinde yapmayana ceza lazım olur.
      Hastalık, ihtiyarlık veya kalabalık gibi bir özürle terk edince bir şey lazım gelmez. Bir vekile yaptırması lazım olmaz.

      Hayzlı, nifaslı kadın Mescid-i harama giremez. Tavaftan başka nüsükleri yapar. Tavafı ziyareti temizlenince yapar.

      Her günün nüsükü, sonraki gecesinde de yapılabilir.

      11) Tavafları Hatîm denilen yerin dışında yapmak. Şöyle ki: Kâbe’de "Rükn-i Irakî" denir. Kâbe’nin Altınoluğu, bu iki rüknün arasında ve Hanefî Makamının önündedir. Bu oluğun akacağı yarım dairelik yer, bir yarım duvarla çevrilmiştir. Bu duvara "Hatîm=Hazret-i İsmail" ve bunun kuşattığı o yere de "Hicrü'l-Kâbe" denir. Bu yerin bir kısmı Kâbe’den sayılır. Orada namaz kılınır, dua edilir. Fakat bu yerin Kâbe’den olduğu, ahad haberi ( tek kişilerin rivayeti) ila sabit olduğundan Beytullah'a yüzü çevirmeksizin bu duvara karşı namaz kılınmaz. Bu duvarın her iki tarafı açıktır. İşte Harem-i şerif için bu duvarın arkasından Kâbe tavaf edilir ki, bu vacibtir.
      12) Hac mevsiminde Safa ile Merve arasında yürümek ( Sa'y etmek) ve buna Safa'dan başlamak.
      Özürleri olmayanları bunu piyade olarak yapmaları gerekmektedir.
      Safa ile Merve, Mescid-i Haram'ın hemen civarında yüksekçe birer tümsektirler. Bunlar, gidiş dönüşü olan büyük bir cadde ile birbirlerine bağlıdırlar. Safa'dan başlayıp Merve'ye dört ve Merve'den Safa'ya üç defa gidip gelmek vacibdir. Bu yedi gidiş ve gelişe "Sa'y" denir. Her defa Kâbe görülünceye kadar tümseklerin üzerine çıkılır. Şimdi Merve tarafında yüksek binalar bulunduğu için Kâbe oradan görülememektedir.
      Farz hac için yapılan sa'y Kudüm ve Ziyaret tavaflarından sonra yapıldığı gibi, Umre için yapılan sa'y, Umre tavafından sonra yapılır.
      Bu sa'y yerine "Mes'a" denilir. Eni yaklaşık 20 metre, uzunluğu da 500 metredir.
      ( İmam Şafiî'ye göre sa'y, haccın ve umrenin bir rüknüdür. Bunu yapmadan hac ve umre tamam olmaz.)
      Bu şekilde hareket etmek, bütün kâinatın sahibi ve yaratıcısı bulunan Yüce Allah'a tazim ve dilekleri arz için Beytullah'ın mukaddes kapısı önünde şevk ve heyecanla gidip gelmenin, dileklerin kabulünü beklemenin bir işareti demektir
      13) Mina denilen yerde küçük taş yığınlarına ( cemrelere) ufacık taşları atmak. Buna "Remy-i Cemerat: Taşları atmak" denir.
      Şöyle ki:
      Mekke şehrine iki saatlik mesafede bulunan Mina kasabasında birbirine bir ok atımı kadar uzak üç yerde üç taş yığını vardır. Bunlara Mina'dan Mekke'ye doğru sırası ile: "Cemre-i Ula, Cemre-i vusta, Cemre-i Akabe" adı verilmiştir. Bu taş yığınlarının her birine Kurban Bayramının birinci, ikinci ve üçüncü günlerinde: "Bismillâhi Allahu Ekber" denilerek yedişer taş atılır. Bu yedi taş birden atılsa, yeterli olmaz, bir taş yerine geçer.
      Bu taşlar üç metre uzaklıktan atılır. Taşların cemre yakınlarına düşmesi de yeterli olur. İki metre kadar uzağa düşenler yeterli olmaz. Yeniden atılmaları gerekir.
      Taşları atacak olan şahıs hasta olsa, eline konulacak taşları atar veya bu taşları onun adına başkası atar. Baygın düşen kimse adına da taşları başkası atar. Hac işlerinde böyle başkası yerine görev yapmak, zaruret sebebiyle caizdir.
      Akabe Cemresinde ilk taş atmakla Telbiye'ye son verilir. Artık "Lebbeykallahümme Lebbeyk..." yapılan telbiyelere bu anda karşılık manevî mükâfat verilmiş olur.
      ( İmam Malik'e göre, Arefe gününün zevalinden sonra Telbiye'lere son verilir. Çünkü o gün Arafat'ta durmakla yapılan ibadetler kabul olunmuş ve haccın büyük bir rüknü yerine getirilmiş olur.)
      Bu taşların atılmalarındaki hikmet, Yüce Allah'ın ilminde saklıdır. Bu bizim için gerekli olan bir ibadet emridir. Biz bunu yapmakla Yüce Allah'ın emirlerine kayıtsız şartsız itaat ve bağlılığımızı göstermiş oluruz. Bir de kötü ruhlara ve şeytan vesvesesine karşı olan nefretimizin bir işareti ve belirtisidir. Hazret-i İbrahim’in ( as) sünnetine bağlılığın da ince bir anlamını taşır.
      14) Mina'da taşları attıktan sonra kurban kesmek. Bundan sonra da Harem bölgesi içinde ve kurban bayramının ilk üç gününden birinde saçları tıraş etmek veya kısaltmak.
      Şöyle ki:
      Kurban kesmek, hac ile umrenin her ikisini yapanlara vaciptir.
      Bu görevi yapmak, hac ile umreyi birlikte yerine getirme nimetine şükür karşılığıdır. Yalnız farz hac yapan ve mikat dışından gelenlere, misafir olduklarından kurban kesmek vacib değildir. İsterlerse nafile olarak kesebilirler.
      15) Saçı tıraş etmek. Kadınlar saçlarının ucundan biraz kırkarlar.
      Saçları tıraş etmeğe “halk”, biraz kısaltmağa da “taksir” denir.
      Bunları yapmak, İmam Azam'a göre belli bir yer ve zamana bağlıdır. Yalnız Harem bölgesinde ve kurban kesme günlerinde yapılabilirler.
      İmam Ebû Yusuf'a göre bunlar bir yere ve zamana bağlı değildir. Bunlar sonradan başka bir yerde de yapılabilir. İmam Muhammed'e göre zamana bağlı değilse de, belli bir yere bağlıdırlar. Buna göre, kurban kesme günlerinden sonra da yapılabilir. Fakat Harem bölgesinde yapılması şarttır. Başka bir yerde yapılırsa, ceza olarak bir koyun kurban etmek gerekir.
      Tıraş olmak ( halk), taksirden ( saç kısaltmaktan) daha faziletlidir. Saçsız olanlar başlarının üzerine usturayı gezdirmekle bu vacibi yerine getirmiş olurlar.
      Haccın vaciplerinden birini terk etmek, haccın sıhhatine engel olmaz. Fakat ceza olarak yalnız kurban kesmek gerekir. Kurbanın eti Mekke fakirlerine dağıtılır. Bununla beraber terk edilen bir vacip yeniden yapılınca, ceza düşer. Abdestsiz yapılan bir tavafı yeniden yapmak gibi...



      UMRENİN VACİPLERİ NELERDİR?

      Umre farz mıdır? Umrenin farz ve vâcipleri nelerdir? İşte cevapları…

      Hanefîler’e göre, umrenin farzları ihram ve tavaf olmak üzere ikidir. Bunlardan ihram şart, tavaf ise rükündür. Şâfiî ve Hanbelîler’e göre bu dört nüsük yani ihram, tavaf, sa‘y ve tıraş birer rükündür. Mâlikî mezhebinde ise, ilk üçü rükün, tıraş ise vâciptir. Bu nüsüklerle ilgili hükümler ve umre için ihrama girme yerleri daha önce açıklanmıştır.

      Umrenin iki vacibi vardır. Safa ile Merve arasında sa’y yapmak ve saçları tıraş ettirmek veya kısaltmak. İhram yasaklarına uymayan veya bir vacibi terk eden kimseye dem gerekir. Umre için ihramlı iken cinsel ilişkide bulunmak, tavaf yapmamak veya Şavtların çoğunu yapmamak umrenin batıl olmasına sebep olur. Bu kimsenin ceza kurbanı kesmesi ( dem ) ve umresini yeniden yapması gerekir.

      İmam Şâfiî’ye göre bu kimsenin bedene kesmesi ve umresini yeniden yapması gerekir. Umrenin tavafından sonra, sa’yden önce veya tavaf ve sa’yden sonra tıraş olmadan önce cinsel ilişkide bulunan kimsenin umresi batıl olmaz, ancak dem gerekir. ( Kâsânî, II, 228.)

      --------------------
      Gusül abdestinin vacipleri nelerdir ?

      1- Gusle Besmele ve niyet ile başlamak.
      2- Avret yerini yıkamak ve bedenin herhangi bir yerinde pislik varsa onu önce gidermek
      3- Gusülden evvel abdest almak.
      4- Abdestten sonra, önce başa, sonra sağ omuza, sonra sol omuza su dökmek, bu işlemi aynı sıralamayla üç defa tekrarlamak.
      5- Guslederken çok fazla veya çok az su kullanmaktan kaçınmak.
      6- Kimsenin göremeyeceği bir yerde yıkanmak.
      7- Tenha bir yerde yıkanılsa bile, avret yerini açmamak.
      8- Guslederken konuşmamak.
      9- Gusül bitince bedeni bir havlu ile kurulamak.
      10- Gusülden sonra çabucak giyinmek.

      GUSÜL Abdesti farzları sünnetleri

      Gusl, Allah'u Teâlâ'nın müslümanlar için emrettiği en önemli maddî-manevî temizlik biçimidir.
      Cenâb-ı Hak, "Eğer cünüb iseniz yıkanıp temizlenin" ( el-Mâide, 5/6) buyurmaktadır.

      "Biriniz eşinin dört uzvunun ortasında oturup sonra onunla
      ilişkide bulunursa boşalsın boşalmasın ona gusül vacip olur." ( Müslim, Hayz, 22 )

      Gusül, tepeden tırnağa kadar vücudun her tarafını hiçbir yer kuru kalmayacak şekilde yıkamaktır. Namaz için alınan abdest "küçük abdest" kabul edilerek, gusle "büyük abdest" veya "boy abdesti" adı verilmektedir.
      Gusül Ne Zaman Farzdır?
      Erginlik çağına gelmiş her müslüman erkeğin ve kadının şu durumlarda boy abdesti alması farzdır
      Gusül Abdesti ne demek?
      Gasl, yıkamak demektir. Gusül ve iğtisal da, yıkanma anlamını taşır. Din deyiminde gusül: Bütün bedenin yıkanmasıdır, boy abdesti alınmasıdır.

      Guslü Gerektiren Haller nelerdir?
      1.Cünüplük
      Cinsî münasebet,masturbasyon, ihtilam ve ne şekilde olursa olsun meninin vücut dışına çıkması boy abdestini gerektirir.
      2. Hayız ve Nifas ( Lohusalık)bayanlar için
      Hayız ve nifas hali sona erince gusül farz olur.

      Uykudan uyanan kimse, yatağında, çamaşırında veya bedeninde bir yaşlık görünce bakılır
      Eğer rüyada cinsel ilişkide bulunduğunu hatırlıyorsa, gusletmesi gerekir.
      Yaşlığın meni olup olmamasında şüpheye düşmesi bir önem taşımaz.
      Yatağından uyanıp kalkan kimse, ihtilam olduğunu hatırladığı halde,
      tenasül organında bir yaşlık görse gusletmesi gerekir.

      Sarhoş veya bayılmış olan bir kimse uykusundan uyanıp da,
      kendisinde meni bulacak olsa, gusletmesi gerekir

      İdrarını yaparken, tenasül organı uyanık olduğu halde meni gelse, yıkanması gerekir

      Bir erkek veya bir kadın rüyada ihtilam olsa da, meni dışarıya çıkmış olmasa, yıkanmak gerekmez.
      İmam Muhammed'e göre, böyle bir kadının ihtiyat olarak yıkanması gerekir.
      Çünkü kadından çıkacak bir sıvının yine ona dönmesi ihtimali vardır

      cünüp olan veya cinsel ilişkide bulunan bir kimse, idrarını yapmadan veya
      çokça yürümeden veya yatıp uyumadan yıkansa da, sonra kendisinden meninin arta kalan kısmı
      çıkacak olsa, ikinci kez yıkanması gerekir.
      Gusül Nasıl Yapılır:
      Gusletmek isteyen bir kimse önce
      1.besmele okur
      2. Niyet ettim Allah rızası için gusletmeye" diye niyet eder.
      3. bedeninde bulunan oluşmuş pislikleri tümüyle temizler
      4. Elleri bileklere kadar yıkadıktan sonra edep yerlerini temizler.
      5.Bundan sonra sağ avucuyla ağzına üç kere su alır
      ve her defasında ağzını boğazına kadar gargara şeklinde çalkalar.
      Oruçlu ise boğazına su kaçmamasına dikkat eder.
      Sağ avucuyla burnuna, genzine kadar üç defa su çeker,
      her defasında sol eliyle burnunu temizler.
      Bundan sonra tıpkı namaz abdesti gibi abdest alır.
      Abdest aldıktan sonra önce başına, sonra sağ,
      daha sonra da sol omuza üçer defa su döker ve vücudunu yıkar.
      Suyu her döküşte elleriyle vücudunu iyice ovuşturur.
      Arkadaşlar çok önemli vucudda iğne ucu dahi olsa su deymemiş yer kalmayacak
      Şekilde yıkanmak gerekir
      Gusülde bıyık, saç ve sakal diplerine suyun iyice işlemesi için ovuşturulur.
      Göbek boşluğu, küpe delikleri dikkat edilerek yıkanır. Böylece gusül abdesti almış oluruz.
      Guslün Farzları:
      1. Ağza su alıp boğaza kadar çalkalamak.
      2. Burna su çekip yıkamak.
      3. Bütün vücudu ıslanmayan yer kalmayacak şekilde yıkamak.
      Guslün sünnetleri:
      1. Gusle niyet etmek.
      2. Besmele ile başlamak.
      3. Bedenin bir tarafında pislik varsa onu önceden güzelce temizlemek.
      4. Avret yerini yıkamak
      5. Gusülden evvel abdest almak.
      6. Bedenine üç defa su dökmek ve suyu bedenin her tarafına ulaştırmak.
      7. Su dökünmeye baştan başlamak, sonra sağ omzuna, sonra sol omzuna dökmek ilk defa döktüğü zaman bedeni ovmak ve suyu bedenin her tarafına ulaştırmak.
      8. Ayağının olduğu yere su birikirse, abdest aldığı zaman ayak yıkamasını sonraya bırakmak.
      Kaynak: Büyük İslam İlmihâli, Ömer Nasuhi Bilmen
      Guslün Nevileri ( 3)

      Gusül etmek onbir nevi üzerinedir.
      Beşi farz olup, bunlar kitap ve icme ile sabit olup:
      • Hayızdan yıkanmak
      • Nifastan yıkanmak
      • Cinsi münasebet
      • El ile doyum veya şehvetle meni çıkmak
      • İhtilam dolayısıyla meninin çıkması veya meni zannı ile mesiden dolayı yıkanmak
      Dört nevisi sünnet olup;
      • Cuma gününde yıkanmak
      • Bayram gününde yıkanmak
      • Hacıların arafatta vakfe için gusül almaları
      • Hacıların ihram için gusül almaları
      Bir nevisi farzı kifaye olup:
      • Ölünün yıkanması
      Bir nevisi müstehab olup:
      • O güsülde bir kafirin İslama geldiği vakit gusül almasıdır. Ancak cünup ise gusül alması vaciptir.
      • Çünkü cenabet hali İslam'la gitmez.

      Gusletmeleri Farz Olanların, Gusülsüz Olarak Yapmaları Caiz Olan Hususlar
      • Zikretmek; tesbih etmek; salât ve selâm getirmek
      • Kur'an ayetlerini kelime kelime öğretmek
      • Dua maksadıyla Kur'an'dan ayetler okumak
      • Kelime-i şehâdet getirmek
      • Kur'an'a bakmak
      • Bitişik olmayan bir kap içerisinde bulunan mushafa dokunmak
      • Uyumak ( Cünübün abdest aldıktan sonra uyuması daha iyidir).
      • Cünüp iken yemek yeneceği veya içileceği zaman elleri yıkamak ve ağzı çalkalamak gerekir.
      • Bunların yanısıra, Ramazan'da cünüp olarak sabahlayan kimse veya
      gündüz uyuyarak ihtilam olan kimsenin orucu bozulmaz.
      Cünüb Olan kimse Ne Yapmamaz?
      1- Namaz kılamaz.
      2- Mushafa el süremez.
      3- Kur'ân-ı kerîm okuyamaz.
      4- Câmiye giremez.
      5- Ka'be'yi tavâf edemez.
      Dinî kitaplardan herhangi birini elle tutmamalı ve okumamalı.
      Tevrat, incil ve Zebur okuması mekruhdur. Zira onlar da Allah Tâlâ'nın kelamıdır. Onlardan değiştirilen ayetler bilinmemektedir. Olduğu gibi duran ayetlerde çoktur. Binâenaleyh onlara yapışmaktan kaçınmak ihtiyaten evladır.( 3)
      Elini ve ağzını yıkamadan yiyip içmemeli.
      DİKKAT EDİLMELİ
      Gusülde suyu isrâf etmemelidir. Resûlullah efendimiz yaklaşık 5 litre su ile guslederdi.
      Kir için yıkanınca fazla su kullanmak israf olmaz. Önce gusledip sonra kir için yıkanılabilir.
      Soru: Cünüb iken tırnak kesilir mi?
      Cevap: Cünüb iken, kıl koparmak, saç ve tırnak kesmek mekrûhtur. Hayzlınınki mekrûh olmaz.
      Her Cum'a günü yıkanmak ve fazla kılları temizlemek müstehabdır.
      Kılları ilâç ( Rosma pudrası) veya jilet ile veya yolarak almak câizdir.
      15 günde bir tıraş edilebilir. 40 günden fazla, tıraş etmemek tahrîmen mekrûhtur.
      Gusül abdesti cinsi hayata ne kazandırır ?
      Gusül abdestini Allah emrettiği için alırız. Yani İslâm dininde Allah emreder, Müslüman da emre itâat eder. Bir Müslüman gusül abdesti alırken, "kirden, pisten temizleneceğim" diye düşünmez. Gusül abdesti alması gerektiği için yıkanır. Amma bu arada temizlenmiştir de... Olabilir. Asıl olan "emre itâat"tir. Maddî temizlik, sonradan ve kendiliğinden gelen bir hâldir. Hemen şunu da belirteyim ki, gusül abdesti gibi, maddî temizlik emri de vardır. Bu sebeble gusül abdesti alan, her türlü maddî temizliğini de yapacak. Bu da ayrı bir konudur.


      ------------------

      Beden temizliği ve cuma guslünün hükmü nedir?

      Beden temizliği ve cuma guslünün hükmü nedir? "Cuma guslü her muhtelime ( buluğa erene) vacibtir. Misvaklanması, bulduğu taktirde koku sürünmesi de öyle." hadisine göre cuma günü gusletmek vacip mi?

      “Allah temizdir, temizliği sever.” ( Müslim, İmân:147) buyuran Sevgili Peygamberimiz ( a.s.m.), mü’minlerin her haliyle temiz olmaya çalışmasını tavsiye ederken, bunun aynı zamanda Allah’ın “Cemîl” ismine ayna olduğuna işaret etmektedir.

      Mü’min gerek bedenen, gerekse ruhen ve ahlâken temizliğe dikkat ettiği müddetçe kâinata ayak uydurmuş, yaratılış kanununa göre hareket etmiş olur. Nezâfet kanunu her an işlemekte ve durmadan devam etmektedir. Durup dinlenmeden çalışan bu kanuna insanın katılması kadar tâbiî bir hâl yoktur. Sinekten file, çiçekten yıldızlara varıncaya kadar, kâinatta tam bir temizlik kanunu hâkimdir. İnsan eli ulaşmadığı ve bulaştırmadığı müddetçe, her şey yaratılışta temizdir, pâktır.

      Kalbi, ruhu, duyguları ve lâtifeleri iman nuruyla temizlenip günah ve şüphe paslarından arınan insan, haliyle bedenini, üstünü başını da temiz tutacak, iç ve dış temizliğini birlikte yürütecektir. İşte o zaman imanına göre hareket etmiş, Cenab-ı Hakk'ın Kuddûs, Cemîl, Nazîf isimlerini kendi yaşayışında aksettirmiş olur.

      Zaten ruh temizliğine dikkat eden insanın, beden ve dış temizliğini ihmal etmesi düşünülebilir mi? Başta Peygamberimiz ( a.s.m.) olmak üzere, onun izinden giden bahtiyar insanlar bu hususa dikkat ve hassasiyetle riayet etmişlerdir. Bu bakımdan onlar temizdir, tâhirdir. Her halleriyle tertemiz olmuşlardır.

      Peygamberimiz ( a.s.m.) çoğu zaman beyaz elbise giyer, saçına sakalına varıncaya kadar da tertip ve düzene riayet ederdi. Bilhassa beden temizliğinin büyük bir parçası olan yıkanmaya, gusle büyük ehemmiyet verirlerdi. Mübarek teni devamlı misk gibi koktuğu halde devamlı güzel koku kullanır, en az haftada bir kere yıkanır; bunu da sık sık tavsiye eder, üzerinde dururlardı.

      Peygamberimizin ( a.s.m.) yıkanmakla ilgili hadislerine baktığımız zaman şunlarla karşılaşırız:

      Ebû Hüreyre ( r.a.) rivâyet ediyor. Resul-i Ekrem Efendimiz ( a.s.m.) şöyle buyurdular:

      “Allah rızası için her Müslümanın haftada bir gün başını ve bedenini yıkaması bir haktır, bir vazifedir.” ( Buharî, el-Cumua, 12)

      Câbir bin Abdullah’ın rivayetindeki hadis-i şerifin meâli şöyledir:

      “Her Müslümanın haftada bir gün yıkanması gerekir. O gün de cuma günüdür.” ( Nesaî, el-Cumua, 8; Kenzu’l-ummal, h. no: 21277, 21236)

      Hz. Semüre’den gelen rivayete göre Peygamberimiz ( a.s.m.) şöyle buyururlar:

      “Cuma günü abdest alan mü’min ne güzel bir iş yapmış olur, fakat o gün gusletmek daha faziletli ve sevaplıdır.” ( Ebu Davud, Taharet 130, ( 354); Tirmizi, Salat 357, ( 497); Nesai, Cuma 9)

      Bütün bu hadisler beden temizliğinin en az haftada bir gün tekrarlanmasını, bu iş için de cuma gününün tercih edilmesini tavsiye etmektedir. Hatta bu hadislerden hareket eden bazı ulemâ cuma günü yıkanmayı vacip, bazıları da sünnet-i müekkede olarak görürlerse de, bu mendup bir ibadettir. Bu yıkanma, farz olan yıkanmanın dışındadır. Bir insana ne zaman gusül icap etse, vakit geçirmeden hemen yıkanması zaten farzdır. Bunun için bir zaman ve gün yoktur.

      Hafta içinde cuma günü yıkanmanın pekçok hikmet ve sevabı vardır. Fakat bu hadisler haftanın sair günlerinde yıkanmanın mekruhluğunu göstermez. Aslında mümkünse her gün yıkanmak, yoksa iki-üç günde bir yıkanmak, en güzelidir. Fakat bu da olmazsa haftayı geçirmemek gerekir. Çünkü bu bedenin sıhhati ve rahatı için mühim faydaları içinde bulundurmaktadır.

      ----------------------------
      Dipnotlar :
      1- Nisa Sûresi: 80.
      2- Ahzab Sûresi: 31.
      3- Lem’alar, s. 61.


      --------------------
      Kaynaklar :
      Diyanet Hac İlmihali, DİB Yayınları, 2013, Ankara
      islamveihsan
      fikih info
      Dinimiz islam
      Sorularla islamiyet
      namazsitesi com
      tatliaskim
      ehlisunnetbuyukleri

      ------------------
      Etiketler : Dinimiz islamda, Vacib Nedir?, ve, Dinimizde ,Vacib Olan Görevler, Nelerdir?,vacib,vacip,farz,sünnet,namazin vacibleri,hacin vacibleri,abdestin vacibleri,guslün vacibleri,