Masal, masallar, masal oku, masal dinle, sesli masallar, masallar ve hikayeler

    • Masal, masallar, masal oku, masal dinle, sesli masallar, masallar ve hikayeler



      Masal, masallar, masal oku, masal dinle, sesli masallar, masallar ve hikayeler, sesli masal, uzun masallar, kisa masallar, masallar dinle, çocuk masallari

      Zamanin birinde, bir ülkede bir balikçi varmis. Bu balikçinin iki oglu varmis. Balikçiligi, çocuklarina da ögretmis.

      Bir zaman sonra da ölmüs.

      Ogullari baba meslegini sürdürmeye karar vermisler.

      Bir kayikla, karsi tarafta bulunan bir adaya gelmisler.

      Aglarini serip balik beklemeye baslamislar. Derken, siddetli bir firtina çikacagini anlayan büyük kardes:

      - Sen de görüyorsun ki, demis birazdan siddetli bir firtina çikacak. Burada kalmaliyiz bu gece, aglarimizi kontrol etmeliyiz.

      Bu düsünceye karsi çikmis küçük kardes:

      - Ben senin gibi düsünmüyorum. Firtina çikincaya kadar evimize ulasiriz. Hemen gitmeliyiz.

      Fikrinde israr eden büyük kardes:

      - Benim dedigi olacak, demis, bu gece burada kalacagiz.

      Ister istemez küçügü susmus. O gece uyumuslar.

      Küçük kardes uyaninca, agabeyini görememis. Oraya bakmis buraya bakmis, yok.

      Anlamis ki, agabeyi gitmis.

      Tek basina kalmis adada. Günler çok zor geçermis. Yalnizlik fena halde canini sikarmis. Belki çikar gelir sanmis ama, agabeyi gelmemis…

      Söyle düsünmüs:

      - Babamin mirasina tek basina sahip olmak için köye gitti.

      Hiç de moralini bozmamis, çünkü mal mülk hirsi yokmus yapisinda.

      Bir sal yapmis. Bir kamis bulup balik tutarak açligini gidermis. Hem etrafa, bol miktarda ham elma ve ham erik varmis, onlari da yer, böylece hayatini devam ettirirmis.

      Büyük kardes ise, hayatindan memnunmus. Ne de olsa, babasinin tek mirasçisiymis. Çünkü, artik kardesinin köye gelecegine asla ihtimal vermezmis. “Yakin bir zamanda vahsi hayvanlar, paramparça eder” dermis.

      Rahatmis yani.

      Küçük kardes, yasadigi adada çok garibine giden bir durumu tespit etmis ve oldukça da sasirmis.

      Adaya yaklasan bir gemi görmüs, içinde cüceler varmis. Çok uzun bir seyahatten dönerlermis. Gemi içinde bir cümbüs varmis ki, müzik sesleri ayyuka çikarmis. Çok isikliymis da her tarafi geminin. Halatlari ibrisimden, yelkenleri atlastan, direkleri gümüstenmis. Binlerce cüce tasiyan gemiye sasip kalmis bizimki.

      Ama, bir seyi daha fark etmis.

      Kaptan köskünde, bir kiz, sakin sakin etrafi seyredermis. Müzikle, cümbüsle hiç ama hiç ilgilenmezmis. Çok da güzelmis. Sanki bir periymis. Bu kiz, cüceler gibi minik degilmis. Basinda kirmizi bir taç varmis, piril piril parlarmis.

      Bu kadar kalabalik bir topluluk, simdi adaya ayak basacakmis. Küçük kardes, ne yapacagini düsünürmüs. Kendisini öldürebilirlermis. Can derdine düsmüs.

      Hemen kulübeye kosmus. Silah alip tavan arasina çikmis.

      Karaya ayak basan binlerce cüce, sürüler halinde gelirlermis. Kulübeye girmisler. Birden bire kulübe genisleyip yükselmis. Saray haline dönüsmüs. Gemideki cümbüslerini, oyunlarini burada da sürdürürlermis.

      Bir tuhaf sey daha olmasin mi?

      Saray haline gelen kulübe de, tabaklar, direkler, çatallar, kasiklar, kapilar kisaca bütün esyalar altin olmus.

      Cüceler çilginca eglenirlerken, küçük kardes, deniz kenarina varmis.

      Gemiye üç çakmak tasi atmis ve böylece büyüyü bozmus.

      Dönüp tekrar tavan arasina çikmis.

      Biraz önce gemide gördügü o güzel ve taçli kiz, eglenceye karismamis, bir kenarda suskun suskun seyredermis.

      Bir cüce, bu genç ve tatli kizi dansa kaldirmak istemis, ama o buna karsi çikmis.

      Bunun üzerine kizi itip kakmaya, hirpalamaya baslamis.

      Buna öfkelenen küçük kardes elindeki silahi ateslemis. Neye ugradigina sasiran cüceler, sürüler halinde saga sola kaçismaya baslamislar.

      Aceleyle gemiye kosmuslar, ama büyünün bozuldugunu görmüsler. Bunun üzerine hep birlikte belli bir yöne dogru kosmuslar, çok büyük bir oyuktan girerek kaybolmuslar.

      Küçük kardes tavan arasindan inmis.

      Taçli güzel kiz, aniden çok korkmus.

      Küçük kardes:

      - Selam size ey talihsiz güzel! Demis.

      Dili tutulan genç kiz, neden sonra kendine gelerek konusmus:

      - Siz kimsiniz? Buraya nereden geldiniz?

      Gülümseyerek cevap vermis küçük kardes:

      - Korkmayin güzel kiz!

      Ben de sizin gibi bir insanim.

      Ne cinim ne de seytan.

      Kizin kuskusu biraz azalmis. Kendi kendineymis gibi söylenmis:

      - Eyvah!… Ben simdi ne yapacagim?…

      Küçük kardes:

      - Siz, su basinizdan geçenleri anlatin hele. Rahatlarsiniz belki…

      Kiz oturmus bir altin sandalyeye. Anlatmis:

      - Ben balikçi bir adamin kiziyim. Bir aksam babam ve annem baliga çiktilar. O gece cüceler, beni yakalayip büyü yaptilar ve buraya getirdiler.

      Küçük kardes:

      - Kaderimizi üç asagi bes yukari ayni sizinle, demis, hadi burada fazla kalmanin geregi yok. Gidelim artik…

      Bütün altin esyalari alip gemiye binmisler. Yolda birbirlerine asik olduklarini anlamislar. Gitmisler nice zamanlar ve genç kizin köyüne ulasmislar.

      Kizin babasi ve annesi o kadar sevinmisler ki, getirdikleri altinlarin bir kismini fakirlere yetimlere dagitmislar.

      Küçük kardesle balikçinin kizi, kendilerine göre mütevazi ama senlikli bir dügün yaparak evlenmisler. Altinlari çokmus, o yüzden çok rahat bir yasamlari varmis.

      Onlarin bu mutlu yasamlarini duyan büyük kardes, kiskançligindan deliye dönmüs.

      Çok zengin bir hayat yasamalarinin sebebini ögrenmis. Sormus sorusturmus, adadan altin getirdiklerini tespit etmis.

      Daha beklememis büyük kardes.

      Daha beklememis büyük kardes.

      Büyük umutlarla adaya gitmis. Kulübeye girmis ama girer girmez, sanki büyük bir deprem olmus gibi kulübe sallanmaya baslamis, neredeyse basina göçeyazmis. Kafasi, gözü, bütün vücudu kanlar içinde kalmis.

      Bu yetmezmis gibi, saklandiklari yerden çikan cüceler hep birlik olup üstüne çullanmislar. Canini zor kurtarmis, uzun bir aradan sonra köyüne varmis.

      Agabeysinin bu maceralarini duyan küçük kardes, getirdigi altinin bir kismini O’na vermis.

      Bunca iyilikten sonra, büyük kardes, kardesinden içten bir özür dilemis. Bir daha böyle kötü islere girismemis.

      Küçük kardes, bir iyilik melegi gibi dilden dile anlatilmis.