Müminin Başına Gelen Belalar Nedendir?

    Bu internet sistesi çerezleri kullanmaktadır. Bu siteyi gezmeye devam ederek, çerezlerin kullanımı hususunu kabul ediyorsunuz. Daha fazla ayrıntı

    • Müminin Başına Gelen Belalar Nedendir?



      Müminin Başına Gelen Belalar Nedendir?


      Belâ Niye?

      Hacc’a gidecek herkese haber verin! Umreye gideceklere de haber verin! Gidenler belki gittiler, gidecekler de vardır.

      Geçen defaki Hac’dan gelişlerinde söylemiştim bazı arkadaşlara.

      Birçok insan, Umreden, Hac’dan geldikten sonra başlarına gelmedik belâ kalmıyor.

      “Yahu bir mübarek yere gittik geldik, nereden geldi bu iş, bu belâ başımıza?” diyorlar.

      Hâlbuki, bunu diyenlerin hepsi de, orada bu belâyı kendileri istediler, talep ettiler. Dualarının kabul olması ile de o belâlar başlarına geliyor...

      Niye?

      Çünkü, oraya gidenlerin hepsi de, Allâh’tan büyük mertebeler istiyorlar. Allâh’a yakîn elde etmek istiyorlar. Evliya, enbiyâ ile beraber olmak istiyorlar... Bunun pahası da, o belâlara katlanmak, sabretmektir!

      Yüksek mertebeler sadece ibadetle, zikirle elde edilmez!.. Onun pahası belâlara katlanmaktır.

      Rasûlullâh’ın bir açıklaması vardır. Buyuruyor ki:

      “Belânın büyüğü Rasûllere, sonra Nebilere, sonra mertebesine göre evliyaullâha ve en azı da müminlere” diyor.

      “Belâ” demek; kişinin tasfiye aracı demek! İnsanın arınması, saflaşması!

      Altın nasıl ateşe atılır, saflaşır, üstündeki katkılar yanar yok olur, sonuçta nasıl saf altın kalırsa; insan da belâlarla yontulur, saflaşır, arınır.

      Dolayısıyla, oraya gittiğiniz zaman, eğer yüksek mertebelere tâlip olup, bu yolda dua ediyorsanız; bilin ki, birtakım çileler, sıkıntılar sizi bekliyor. Çünkü bunlar, arınma çalışmalarıdır.

      Kitabımızın birinde diyoruz ki;

      “Cehennem insanlara Allâh’ın rahmetidir.”

      Niye?

      Çünkü o yanma dediğin olaylarla sen arınıyorsun, saflaşıyorsun! Eğer o arınma saflaşma ortamı olmasaydı, zaten cennete giremeyecektin. Senin için bir arınma ortamıdır cehennem!

      Senin nefsine, şartlanmalarına, değer yargılarına ters gelen, hoş gelmeyen olaylarla karşılaşıyor; zorunlu olarak onlara katlanıyor ve bu yüzden de yanıyorsun.

      Zaman içerisinde ona bağışıklık kazanıyorsun. Onu hoş görmeye başlıyorsun, yerinde görmeye başlıyorsun.

      “Allâh, mâdemki böyle istemiş, böyle olsun” deyip, Allâh’tan razı olma noktasına geliyorsun.

      İşte, senin arınman denen olay böyle meydana geliyor.

      Her şey eğer senin sevdiğin, istediğin istikamette gelişirse, bu, aslında senin cehennemdeki yanmanı büyütür ve genişletir.

      Dolayısıyla ki orada, isteklerinize çok dikkat edin!

      Ya, çok güzel şeyler isteyin ama, sonuçlarına katlanmayı kabul edin. Ya da istemeyin! Ve dualarınızda;

      “Yâ Rabbi, katlanamayacağımız yükten sana sığınırız. Bize vereceklerini hazmıyla ver. Bizi isyana, küfre sürükleyecek hâllerden sana sığınırız” diye dualarınıza ilave edin!

      Aslında bunun benzerini birçok defa bilmeyerek de söylüyorsunuz, “Âmener Rasûlü”yü okurken. “Takatimizin dışında kalandan sana sığınırız” diyorsunuz ama, o dediğinizin farkında da değilsiniz maalesef...

      Kaynak:

      Ahmed Hulusi