Hadislerde Kiyamet Alametleri I

    This site uses cookies. By continuing to browse this site, you are agreeing to our Cookie Policy.

    • Hadislerde Kiyamet Alametleri I

      On dört yüzyıl önce Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav), kıyamet ile ilgili bazı gaybi bilgileri ve bunlara dayalı düşüncelerini kendisiyle birlikte olan Müslümanlara aktarmıştır. Bu değerli sözler nesilden nesile geçmiş, hadis kitapları ve İslam alimlerinin eserleriyle günümüze ulaşmıştır. Elinizdeki kitabın ilerleyen bölümlerinde kullanılan hadisler de Peygamberimiz (sav) tarafından işte bu anlamda söylenmiş haberleri içermektedir.Bu hadislerin sahih, yani güvenilir ve doğru olduğunun en önemli ispatlarından biri ise, söz konusu hadislerde haber verilen tüm alametlerin Hicri 1400'ün başından itibaren son 30 yıl içerisinde arka arkaya gerçekleşmiş olmasıdır. Hadislerdeki olayların tahakkuku, bu hadislerin doğruluğunun teyitidir.
      Şunu da açıklamak gerekir ki, hadislerde bildirilen işaretlerin bir kısmı 1400 yıllık İslam tarihinin herhangi bir döneminde, dünyanın belirli bir bölgesinde, belirli bir oranda görülmüş olabilir. Böyle bir durum o dönemin Ahir Zaman olduğunu göstermez. Zira bir devrin Ahir Zaman olarak nitelendirilmesi için kıyamet alametlerinin tümünün aynı çağda, birbirlerini izleyerek gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu durum bir hadiste şöyle ifade edilmiştir:
      Kıyamet alametleri birbirini takiben meydana gelir. Bir dizideki boncukların art arda kopması gibi.
      Ramuz-El Ehadis, 277/6; Camiü's-Sagir, 3/167


      Yukarıdaki bilgi ışığında Ahir Zaman hadisleri incelendiğinde hayret verici bir sonuç meydana çıkmaktadır. Peygamberimiz (sav)'in yüzyıllar önce ayrıntılarıyla açıkladığı işaretler yeryüzünün hemen hemen her köşesinde, birbiri ardınca ve tam anlamıyla belirtildiği biçimde içinde bulunduğumuz çağda yaşanmaktadır. Hadisler sanki zamanımızın eksiksiz bir portresini çizmektedir. Elbette bu, derin düşünülmesi gereken son derece mucizevi bir olaydır. Gerçekleşen her alamet insanlara, Allah'ın huzurunda hesap verecekleri kıyamet gününün çok yaklaşmış olduğunu ve bir an önce Kuran ahlakını hayata geçirmelerinin önemini bir kez daha hatırlatmaktadır.Bu açık gerçeğe rağmen, Hz. İsa (as)'ın bu yüzyılda gelmeyeceğini, Hz. Mehdi (as)'ın bu yüzyılda zuhur etmeyeceğini, İslam'ın bu yüzyılda yeryüzüne hakim olmayacağını söyleyenler ise büyük bir yanılgı içindedirler. Bu kimselerin yanlış bakış açısına göre son 30 yıl içinde gerçekleşen ve gerçekleşmeye devam 200'den fazla alametin aynı şekilde, tekrar, arka arkaya, yeniden gerçekleşmesi gerekmektedir. Şüphesiz bu samimi ve gerçekçi bir iddia değildir. Akılcı ve samimi olan tutum ise, Hz. İsa (as)'ın gelişinin ve Hz. Mehdi (as)'ın zuhurunun, yani kıyametin yaklaştığının alameti olan yüzlerce olayın içinde bulunduğumuz bu yüzyılda gerçekleşmiş olduğunu görmek ve bu kutlu dönemde yaşıyor olmanın sevincini ve coşkusunu hissetmektir.
      Kitabın bu bölümünde Peygamberimiz (sav)'in haber verdiği kıyamet alametlerinden sadece bir kısmına yer verilmiştir. (konuyla ilgili daha detaylı bilgi edinmek isteyenlerSavaşlar kadar tüm dünya insanlarını ilgilendiren diğer bir "kargaşa" konusu da uluslararası ve organize terör olaylarıdır. Boston Üniversitesi'nden Prof. Vojtech Mastny'nin belirttiği gibi, terör olayları 20. yüzyılın ortalarından sonra kat kat artmıştırMeydana gelen tahribat Avrupa'nın büyük bölümünü ayın yüzeyine dönüştürmüştü: Şehirler bombardımanlar sonucunda harap oldu, sayfiye yerleri kavruldu ve simsiyah oldu, yollar bombaların açtığı çukurlarla kaplandı, demiryolları kullanılamaz hale geldi, köprüler yıkıldı, limanlar batık gemilerle doldu. Savaş sonrası Almanya'nın Amerikan Bölgesi askeri valisi General Lucius D. Clay'in dediği gibi, "Berlin sanki ölülerin şehri gibiydi."1998 yılı şimdiye kadar kaydedilen en sıcak yıl olmuşturAmerika Ulusal İklimsel Veri Merkezi'nin kayıtlarına göre de en fazla iklimsel afet 1998'de meydana gelmiştir.Örneğin gözlemciler, 1998'deki Mitch Kasırgası'nın Orta Amerika'nın tarihinde meydana gelen en kötü felaket olduğunu belirtmişlerdir.Teknolojinin, kendilerine doğaya hükmetme olanağı sağlayacağı hayaline kapılan bazı insanlara ise 1995 Kobe depremi anlamlı bir ders vermiştir. Hatırlanacağı gibi, Japonya'nın büyük endüstri ve ulaşım merkezinde yaşanan deprem hiç beklenmedik bir anda meydana gelmiştir. Bu deprem sadece 20 saniye sürmesine rağmen, Time dergisinde belirtildiğine göre, 100 milyar dolar civarında zarara neden olmuştur.Son birkaç yıl içinde meydana gelen büyük ve sürekli depremler, dünya kamuoyunun gündeminde devamlı olarak ilk sıralarda yer almaktadır. Amerikan Ulusal Deprem Enformasyon Merkezi verilerine bakılırsa 1999 yılında, yeryüzünde 20.832 deprem meydana gelmiştir. Bu depremlerde tahmini olarak 22.711 insan hayatını kaybetmiştir.Günümüzde dünya genelinde fakirlik çok ciddi boyutlara ulaşmış durumdadır. UNICEF'in son raporları göz önünde tutulursa, dünya nüfusunun dörtte biri "tasavvur edilemez sıkıntı ve yokluk koşullarında" yaşamaktadır.Bir milyar üç yüz milyon kişi günde 1 dolar, üç milyar kişi de günde 2 dolar ile geçinmektedir.Yaklaşık bir milyar üç yüz milyon insan temiz sudan, iki milyar altı yüz milyon insan temel sağlık hizmetlerinden yoksundur.Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) 2000 yılı raporuna göre, 826 milyon insan yetersiz beslenmektedir. Diğer bir ifadeyle her altı kişiden biri açlık çekmektedir.Gelir dağılımındaki adaletsizlik de son birkaç on yıl içinde aşırı derecede, düşünülenin çok ötesinde büyümüştür. Birleşmiş Milletler kaynakları göstermektedir ki 1960'da dünya nüfusunun en fakir %20'si ile en zengin %20'si arasındaki gelir oranı 1'e 30 iken, 1995'te 1'e 82 olmuştur.Sosyal adaletteki çöküşe bir örnek de dünyanın en zengin 225 şahsının servetinin dünya nüfusunun %47'sinin senelik gelirine eşit hale gelmesidir.16
      İstatistiklerin ortaya koyduğu bu güncel veriler aynı zamanda, Peygamberimiz (sav)'in sözünü ettiği fakirliğin artacağı haberinin de göstergeleridir. Ahir Zaman'ın ilk döneminin belirtileri olan fakirlik ve açlık hadislerde şöyle bildirilmiştir:
      Fakirler çoğalacak.
      Fakirler çoğalacak
      Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 455
      Açlık ve hayat pahalılığı alabildiğine yayılacak.
      Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 440

      Peygamberimiz (sav)'in işaret ettiği dönemin günümüz koşullarını tasvir ettiği açıktır. Geçmiş yüzyıllara bakıldığında kuraklık, savaşlar veya felaketler gibi nedenlerle zorluk ve sıkıntılar yaşandığı fakat bunların geçici ve bölgesel boyutlarda kaldığı görülmektedir. Oysa içinde bulunduğumuz çağda yaşanan fakirlik ve geçim zorlukları kalıcı, düzenli ve büyük ölçekli bir yapı taşımaktadır.
      <img src="http://www.harunyahya.org/imani/kiyametalametleri/res/59.jpg" align="top" />
      Akit, 22 Şubat 2000, Ortadoğu, 12 Nisan 2001, Yeni Mesaj, 10 Kasım 2000, Yeni Binyıl, 21 Temmuz 2000, Yeni Binyıl, 23 Haziran 2000, Hürses, Sayı: 7810
      Fakir-zengin ayrımına yol açan sosyal adaletsizliğin temel nedeni elbette Kuran ahlakının yaşanmamasıdır.
      <img src="http://www.harunyahya.org/imani/kiyametalametleri/res/60a.jpg" align="left" />

      Sizden, faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmasınlar, affetsinler ve hoşgörsünler. Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
      (Nur Suresi, 22)

      Şüphesiz Rabbimiz sonsuz şefkat ve merhamet sahibidir; insanlara zulmedici değildir. Ancak insanlar yaptıkları kötülük ve nankörlükler nedeniyle yoksulluk ve sıkıntılara zemin hazırlamaktadırlar. Elbette böyle haksız ve üzücü durumlar dini, ahlaki ve vicdani değerlerden yoksun, bencillik ve çıkar ilişkileri üzerine kurulu bir dünya düzeninin kaçınılmaz sonucudur.

      Fakirliğin artması ve insanlar arasındaki sosyal uçurumun giderek büyümesi AhirZaman'ın ilk döneminin belirtilerindendir.


      Ekonomik Kriz Kıyamet Alametlerindendir
      2007 yılında başlayan, 2008 ve 2009 yılında şiddetini artıran ve 2014 yılına kadar sürmesi beklenilen ekonomik kriz de Peygamber Efendimiz (sav)'in haber verdiği alametlerden biridir. Yüzbinlerce insanın işsiz kalmasına, fakirliğin doruğa tırmanmasına, yüzlerce şirketin hatta ülkelerin batmasına sebep olan bu krizle ilgili hadislerden bazıları şunlardır:
      Çarşı ve pazarların tekarubu kıyamet alametlerindendir. Dedim ki "Pazarların tekarubu ne demektir?" Şunlardır: "Herkesin az kazançtan yakınması..." (İbni Merduveyh Ebu Hüreyre (ra)dan...)(Kıyamet Alametleri, Pamuk yayınları, s.146) Nuaym b. Hammad, İbni Mes'ud'dan rivayet edilen bir hadiste, Hz. Mehdi (as)'ın ortaya çıkışının öncesinin anlatıldığı dönem, "TİCARET ve yolların KESİLDİĞİ ve fitnelerin çoğaldığı zaman" şeklinde tarif edilmektedir. Hadisin devamında ise Hz. Mehdi (as) döneminde bu fitnelerin son bulacağı haber verilmektedir: "...Biz O (Hz. Mehdi (as)) şahsı aramak için geldik ki, FİTNELER ONUN ELİYLE SÖNEBİLİR. KONSTANTİNİYYE (İSTANBUL) O'NUNLA FETHEDİLİR. (Yani Hz. Mehdi (as) manen gönülleri fethedecek, büyük kültürel ilmi etki oluşturacaktır.) Biz onu ismi ile ve anasının, babasının ismiyle ve ordusu ile tanırız..."
      (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s.52)

      (Hz. Mehdi (as)'nin zuhurundan (ortaya çıkışından) önce) PİYASANIN DURGUN OLMASI, KAZANÇLARIN AZALMASI olacaktır.
      (Kıyamet Alametleri, s. 148)
      [b]Herkesin AZ KAZANÇTAN YAKINMASI,
      paraları için zenginlerin saygı görmesi olacaktır.
      (Kıyamet Alametleri, s. 146)


      Ticaret ve yolların kesildiği ve fitnelerin çoğaldığı zaman...
      (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 39-40)
      [/b]



      Cumhuriyet, 27 Ağustos 2008

      Sabah, 16 Eylül 2008

      Vatan, 16 Eylül 2008


      Ahlaki Çöküş

      İçinde bulunduğumuz zamanda dünya toplumlarının
      sosyal yapılarını tehdit eden çok büyük bir tehlike
      söz konusudur. Bu tehlike insan bedenini ölüme götüren
      virüslere benzer şekilde sinsi bir faaliyet göstererek
      toplumu yıkıma sürüklemektedir. İşte bu tehlike bir
      insan topluluğunu ayakta tutan ahlaki değerlerin yozlaşmasıdır.
      Eşcinselliğin, fuhuş ticaretinin, evlilik dışı cinselliğin,
      cinsel suçların, pornografinin, tecavüz vakalarının
      ve cinsel hastalıkların artışı ahlaki çöküşün bazı önemli
      göstergeleridir.

      Bahsi geçen konular sürekli olarak dünya
      kamuoyunun gündemindedir. Pek çok insan çevresinde olup
      bitenlerin, tehlikenin farkında değildir veya bu olayları
      sosyal hayatın bir parçası olarak değerlendirme gafletine
      düşmektedir. Ancak istatistikler tehlikenin boyutlarının
      görülmemiş bir artışla her geçen gün büyüdüğünü göstermektedir.





      Akit, 2 Mart 2001, Akit,
      1 Aralık 2000, Hürriyet, 26 Haziran 2001

      Dini ve ahlaki değerlerden yoksun toplumlar için
      AIDS hızla yayılan ve başa çıkılamayan bir bela
      olmuştur.




      Cinsel hastalık
      oranları insanlığın önündeki sorunların büyüklüğünü
      gözler önüne seren önemli bir kriterdir. Dünya Sağlık
      Örgütü'nün (WHO) kayıtlarına göre, cinsel yoldan bulaşan
      hastalıklar en çok rastlanan hastalık gruplarından birini
      oluşturmaktadır; raporlar her yıl tahmini olarak 333
      milyon yeni vakanın meydana geldiğini göstermektedir.17
      Bunlara ek olarak, AIDS büyük bir
      sorun olma konumunu korumaktadır. WHO istatistikleri
      bugüne kadar 18.8 milyon insanın bu hastalıktan hayatını
      kaybettiği gerçeğini ortaya koymaktadır.18
      Dünya Sağlık Örgütü'nün AIDS ile ilgili
      2000 yılı raporundaki şu ifadeler konuyu çok iyi özetlemektedir:
      "AIDS sosyal, ekonomik ve demografik yapılar üzerindeki
      yıkıcı etkisiyle benzersizdir
      ."19




      <img src="http://www.harunyahya.org/imani/kiyametalametleri/res/64a.jpg" align="left" />

      Son yıllarda eşcinselliğin
      kaydettiği hızlı artış ürkütücü gelişmelerden
      biridir. Bu gelişmeler 14 asır önce Peygamberimiz
      (sav)'in hadislerinde yer almıştır.




      Ürkütücü gelişmeler arasında eşcinselliğin
      yayılışı da oldukça dikkat çekicidir. Eşcinsellerin
      bazı ülkelerde resmi olarak evlenebilmeleri, evliliğin
      getirmiş olduğu sosyal haklardan istifade edebilmeleri,
      dernek ve partiler kurmaları, dünya çapında yapılanmaları,
      kutsal inançlara karşı gelmeleri, dini değerlere savaş
      açmaları, Peygamberimiz (sav)'in döneminden bu yana
      geçen on dört yüzyıllık süre zarfında sadece çağımıza
      mahsus olaylardır.

      Günümüzdeki eşcinsellerin bu cüret ve pervasızlıkları
      eşcinselliği ile tanınmış Lut halkının başına gelenleri
      düşündürmektedir. Kuran'da anlatıldığı gibi, Allah Hz.
      Lut'un doğru yola davetine azgınlıkla karşılık veren
      Lut şehri ve halkını büyük bir felaketle helak etmiştir.
      Bu sapık toplumdan geri kalanlar halen bir ibret belgesi
      olarak Lut Gölü'nün suları altında durmaktadır.

      Ahir Zaman toplumlarındaki ahlaki dejenerasyonu
      tasvir eden hadislerin bugünün dünyasında tam anlamıyla
      ortaya çıktığı açık bir gerçektir.

      Fuhşun utanma ve gizlemeye gerek duyulmaksızın,
      açıkça yapılmasının bir kıyamet alameti olduğu hadiste
      şöyle belirtilmiştir:





      Fuhuş açık
      olmadan... kıyamet kopmaz.

      Ramuz-El Ehadis, 91/7




      Toplumda evlilik dışı cinsel ilişkilerin
      yaygınlaşmasının bir işaret olduğu da Peygamberimiz
      (sav) tarafından şu şekilde dile getirilmiştir:





      Zinanın çoğalması
      kıyamet alametlerindendir.

      Buhari,
      Tecrid'i 1/16











      Ahlaki değerlerin, utanma duygusunun
      zayıflaması şöyle tasvir edilmiştir:





      Kıyamet yaklaşınca...
      kadınla yolun ortasında cinsel münasebette bulunacak
      kadar haya ortadan kalkar.

      Son Zamanlarla İlgili Hadisler,
      s. 97










      Hürriyet, 27 Temmuz 2001,
      Milliyet, 14 Eylül 2000, Yeni Binyıl, 22 Ocak
      2000, Milliyet, 13 Mayıs 2001, Milliyet, 16 Ekim
      2000, Sabah, 22 Ocak 2001, Sabah, 30 Ocak 2000

      Toplumlardaki ahlaki çöküntünün birer delili olan
      benzer haberler her gün gazete sayfalarında yer
      almakta ve pek çok insan tarafından normal karşılanmaktadır.




      Çok ilginçtir son dönemde bazı ülkelerde birtakım TV kanallarında
      gizli kamerayla çekilmiş fuhuş görüntüleri yayınlanmaktadır.
      Yollarda insanlarla pazarlık yapan hayat kadınları herkesin
      gözü önünde açıkça yol ortalarında fuhuş yapmaktadırlar.
      Burada, hadiste kıyamet alameti olarak belirtilen bir
      olay daha tam dikkat çekildiği şekilde ortaya çıkmış
      ve milyonlarca insana bu olay gösterilmiştir. Hadisler
      göstermektedir ki eşcinselliğin normal bir yaşam biçimi
      olarak kabul edilmesi kıyamet öncesindeki dönemin önemli
      bir belirtisidir:





      Erkekler kadınlara
      benzeyecek, kadınlar erkeklere benzeyecek.
      Ölüm-Kıyamet-Ahiret
      ve Ahirzaman Alametleri, s. 451
      Erkekler erkeklerle, kadınlar kadınlarla yetindiklerinde...
      kıyamet yaklaşmış olacaktır.

      Ramuz-El Ehadis, 448/8;
      Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s. 480







      Hak Dinin ve Kuran Ahlakının
      Terk Edilmesi Kıyamet alametleri
      ile ilgili hadisler bizlere söz konusu işaretlerin baş
      göstereceği dönemin ayrıntılı bir tasvirini sunmaktadır.
      Peygamberimiz (sav)'in sözlerinden anlaşılmaktadır ki,
      Ahir Zaman'ın birinci safhası dinin görünüşte uygulandığı,
      fakat gerçekte Allah'ın dininin ve Kuran ahlakının neredeyse
      tamamen terk edildiği bir dönemdir. Apaçık olan Kuran
      ayetlerinin görmezlikten gelindiği, Allah adına hükümler
      öne sürüldüğü, dinde ayrılığa düşüldüğü, ibadetlerin
      gösteriş amaçlı yapıldığı, dinin çıkar ve menfaat sağlamak
      için araç olarak kullanıldığı bir zamandır. İmanın bilgi
      ve araştırmaya değil de taklitçiliğe dayalı olması da
      bu dönemin bir özelliğidir. Bu devirde sözde Müslümanlar
      çoğunlukta, hakiki alimler ve samimi Müslümanlar ise
      azınlıktadır.

      Peygamberimiz (sav) tarafından günümüzden
      on dört yüzyıl önce bildirilen ve tamamı içinde bulunduğumuz
      çağda eksiksiz yaşanan alametler şunlardır:

      Kuran'da bildirildiğine göre, Peygamberimiz
      (sav) ahiret günü kendi kavminin "Kuran'ı
      terk edilmiş (bir kitap) olarak bıraktığını"
      (Furkan Suresi, 30) ifade edecektir. Hadislerde de Ahir
      Zaman'da Kuran'ın yol gösterici vasfının göz ardı edileceği,
      Kuran'dan uzaklaşılacağı şöyle bildirilmiştir:



      İnsanlara bir zaman gelir
      ki Kuran-ı Kerim bir vadide, insanlar başka bir
      vadide olurlar.

      Son Zamanlarla İlgili Hadisler,
      s. 23







      İnsanlara
      bir zaman gelecektir ki Kuran-ı Kerim'in yalnız
      resmi, İslam'ın yalnız ismi kalacaktır. Onlar İslam'dan
      en uzak insanlar oldukları halde İslami isimlerle
      isimlenecekler, mescitleri görünüşte mamur olduğu
      halde hidayet yönünden harap olacaktır.

      Son Zamanlarla İlgili Hadisler,
      s. 24




      Cuma Suresi'nin 5. ayetinde, "Kendilerine
      Tevrat yükletilip de sonra onu (içindeki derin anlamları,
      hikmet ve hükümleriyle gereği gibi) yüklenmemiş olanların
      durumu, koskoca kitap yükü taşıyan eşeğin durumu gibidir."
      benzetmesi yapılmıştır. Kuşkusuz bu ayette Müslümanlar
      uyarılmakta, aynı vahim hataya düşmemek için dikkatli
      olmaları gerektiği hatırlatılmaktadır. Zira Kuran öğüt
      alınması ve üzerinde düşünülmesi için indirilmiş bir
      Kitap'tır.

      Peygamberimiz (sav) Kuran'ın okunmasına
      rağmen içerdiği bilgi ve hikmet üzerine düşünülmemesinin
      Ahir Zaman'ın bir özelliği olduğunu şöyle ifade etmiştir:




      Bundan sonra
      birtakım, Kuran okuyan fakat okudukları dillerinde
      kalan, kalplerine inmeyen insanların türeyeceği
      bir zaman gelecektir.

      Son Zamanlarla İlgili Hadisler,
      s. 61




      Enam Suresi'nin 26. ayetinde insanları
      "Kuran'dan alıkoyanlara" dikkat çekilmektedir. Hadislerden
      de sapkın fikir akımlarının, hak ve hakikatten uzak
      sistemlerin kıyamet öncesinde, insanları Allah'ın yolundan
      saptıracak büyük fitneler meydana getireceği anlaşılmaktadır.





      Kıyamet önü
      sıra karanlık geceler gibi fitneler vardır.

      Ramuz-El Ehadis, 121/5







      Kıyamete yakın
      karanlık gecelerin parçaları gibi karışıklıklar
      olacaktır. Bu karışıklıklar içinde kişi mümin olarak
      sabahlayıp kafir olarak akşamlayacak, mümin olarak
      akşamlayıp kafir olarak sabahlayacaktır.

      Kur'an ve Sünnette Kiyamet
      ve Ahiret, s. 155




      Haram ve helal fiilleri Allah Kuran'da
      eksiksiz olarak bildirmişken, dinde aslında olmayan
      kuralların ve hükümlerin ortaya çıkması bir kıyamet
      alametidir:



      Haram olan
      şeylerin helal sayılması... kıyamet alametlerindendir.

      Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman
      Alametleri, s. 454




      Ahir Zaman'da alim olarak kabul edilen
      bazı insanların gerçekte ikiyüzlü ve sahtekar olduklarını,
      Peygamberimiz Hz. Muhammed şöyle haber vermiştir:






      Ahir Zaman'da
      kurt okuyucular olacak. Kim o zamana yetişirse,
      şerlerinden Allah'a sığınsın. Onlar çok kokmuş insanlardır.
      Riyakarlık (ikiyüzlülük) hakim olacak, riya (ikiyüzlülük)
      ve gösterişten utanılmayacak.

      Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s.
      470







      Alimler ilmi
      sırf para kazanmak için öğrendiğinde... dini dünyalık
      karşılığında sattıklarında... hükmü sattıklarında...
      kıyamet yaklaşmış olacaktır.

      Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s.
      480







      Ahir Zaman'da
      öyle adamlar çıkacak ki, dinlerini dünya menfaatleri
      karşılığında satacaklardır. Bunlar yumuşak görünmek
      için koyun postuna bürünecekler, dilleri şekerden
      tatlı, fakat kalpleri kurt kalbi gibi katı olacaktır.

      Tirmizi, Zühd, 60




      İslam'ın kurallarına gereken saygı
      ve özeni göstermeyen, dini, kendi menfaatleri doğrultusunda
      araç olarak kullanmaktan çekinmeyen insanların durumu
      da şu şekilde anlatılmıştır:





      Ümmetimin
      son zamanlarında mescitlerini süsleyip kalplerini
      harap bırakan, elbisesini sakınıp koruduğu kadar
      dinini sakınıp korumayan, dünya işlerinin yolunda
      gitmesi uğrunda dinini vasıta yapmağa aldırış etmeyen
      birtakım insanlar türeyecektir.

      Son Zamanlarla İlgili Hadisler,
      s. 25



      İyiliğin tavsiye edilmesi ve kötülüğün
      önlenmesinin Allah'ın önemli bir emri olduğu bilindiği
      halde yapılmaması da kıyametin yaklaştığının bir göstergesidir:





      İyilik terk
      edilip emredilmediğinde, kötülük işlenip alıkonulmadığında...
      kıyamet yaklaşmış olacaktır.

      Ölüm Kıyamet ve Diriliş,
      s. 480 Kıyamet
      yaklaşır, hayırlı işler azalır.

      Kıyamet Alametleri, s.264





      Samimi Müslümanların günahkarların baskısı
      altında zayıf duruma düşmelerinin bir kıyamet alameti
      olduğu hadiste şöyle bildirilmiştir:





      (Kıyametin
      bir alameti) Mescitler içerisinde günahkarların
      seslerinin yükselmesi ve günahkarların dinin emrettiklerini
      yerine getiren samimi müminler üzerine galip gelip
      onlara tahakküm etmeleridir.

      Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve
      Ahirzaman Alametleri, s. 450



      Peygamberimiz (sav)'in verdiği bir
      haber de Ahir Zaman'da gerçek müminlerin neredeyse yok
      denecek kadar az sayıda olmasıdır:





      İnsanlara bir
      zaman gelir ki camilerinde toplanıp namaz kılarlar.
      Fakat aralarında mümin bulunmaz.
      Son Zamanlarla
      İlgili Hadisler, s. 17



      Samimi müminlerin inançlarını saklamaları
      ve ibadetlerini gizli sürdürmelerinin hadisteki tasviri
      şöyledir:







      Dünyanın dört bir yanında
      sırf iman ettikleri için öldürülen insanların
      olacağı 1400 yıl önce hadislerde zikredilmiştir.







      Bu gün sizin
      aranızda münafıkların gizli yaşadıkları gibi bir
      zaman gelir ki mümin olanlar da diğerlerinin arasında
      gizli olarak dini hayatlarını sürdürmeye çalışırlar

      Son Zamanlarla İlgili Hadisler,
      s. 9



      Cami ve mescitlerin sadece yol olarak
      kullanılan mekanlara dönüşmesinin bir işaret olduğu
      aşağıdaki hadiste haber verilmektedir:





      Mescitler namaz
      kılınmayıp gelip geçilen bir yol haline geldiği...
      bir zaman gelmedikçe kıyamet kopmaz

      Son Zamanlarla İlgili Hadisler,
      s. 87



      Ahir Zaman'da Kuran'ı Allah'ın rızasını
      kazanmak için değil de kazanç elde etmek için okuyan
      insanların da ortaya çıkacağı hadiste şöyle dile getirilmiştir:





      Kim Kuran
      okursa (mükafatını) Allah'tan istesin. Zira son
      zamanlarda Kuran okuyup (mükafatını) insanlardan
      isteyen birtakım insanlar türeyecektir.

      Son Zamanlarla İlgili Hadisler,
      s. 9



      Kuran'ın sadece haz almak için adeta
      bir şarkı gibi okunması (Allah'ı ve Kuran'ı tenzih ederiz) da bir işarettir:





      Kuran-ı Kerim'in
      şarkı söylercesine okunup haz duyulduğu, hatta kişi
      alim olmadığı halde bu okuyuşundan dolayı itibar
      gördüğü zaman...

      Son Zamanlarla İlgili Hadisler,
      s. 31




      Müslüman olarak tanınan bazı
      şahısların çarpık bir kader anlayışına sahip olmaları,
      bazılarının da yıldızların geleceğe dair haber verdiğine
      inanmaları Ahir Zaman'ın göstergelerindendir:





      Ahir zamanda
      ümmetim hakkında en çok endişe duyduğum: yıldızlara
      (inanmak), kaderi yalanlamak...

      Ramuz-El Ehadis, 1/1540











      Yıldızlarla
      geleceğe dair haberler almaya çalışmak da kıyamet
      alameti olarak hadislerde haber verilmiştir.









      Allah'ın ayetlerde kesin
      olarak haram kıldığı faiz günlük yaşamın bir parçası
      haline gelmiştir.




      Faizin, Allah'ın haram kıldığı bir
      fiil olmasına rağmen alenen uygulanmasının bir alamet
      olduğu hadiste şöyle belirtilmiştir:





      Kıyamet alametlerindendir:..
      faizin aşikar olması.

      Ramuz-El Ehadis, 448/8
      İnsanlar üzerine öyle
      bir zaman gelir ki, faiz yemeyen adam kalmaz.
      Onu yemese bile kendisine tozu isabet eder.
      Ramuz-El Ehadis,
      360/8, 503/7





      Hac ibadetinin yapılış amacının
      gezmek, ticaret yapmak, gösteriş yapmak veya dilenmek
      olması Ahir Zaman'ın bir diğer belirtisidir:





      İnsanlar üzerine
      bir zaman gelir ki zenginler tenezzüh (seyahat)
      için, orta halliler ticaret için, onların kurraları
      (alimleri) riya ve gösteriş için, fakirleri ise
      dilenmek için hac ederler.

      Ramuz-El Ehadis, 503/8





      Sosyal Bozulma

      Günümüz insanlarının karşı karşıya
      olduğu önemli bir sorun toplumun temelini oluşturan
      sosyal yapılardaki bozulmadır. Toplumsal çöküş değişik
      şekillerde kendini göstermektedir. Dağılmış aileler,
      boşanmalardaki artış ve gayrimeşru çocuklar aile kurumundaki
      tahribatın doğal sonucudur. Stres, huzursuzluk, mutsuzluk,
      endişe ve kaos pek çok insanın hayatını adeta bir kabusa
      dönüştürmektedir. Manevi boşluk içindeki insanlar bunalımlarına
      çare ararken alkol ve uyuşturucu bataklığına düşmekte
      veya karanlık yollara girmektedir. Çözüm yolu kalmadığını
      düşünen bazıları da intiharı bir kurtuluş zannetmektedirler.






      "Ahir Zaman" olarak adlandırılan
      dönem, toplumsal yozlaşmanın en ileri boyutlara
      ulaştığı dönemdir. Toplumun temelini oluşturan
      sosyal yapılarda büyük bir bozulma gözlemlenmektedir.
      Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde bugün yaşanan
      toplumsal çöküşle ilgili çok açık işaretler yer
      almaktadır.




      Toplumsal yozlaşmanın en çarpıcı göstergelerinden
      birisi de yasalara aykırı davranışlardaki büyük artıştır.
      Suç oranlarındaki artış konunun uzmanlarını dahi hayrete
      düşüren boyutlara ulaşmıştır. Birleşmiş Milletler Uluslararası
      Suç Önleme Merkezi'nin hazırladığı "Evrensel Suç ve
      Adalet Raporu" tüm dünya ülkelerini kapsayan şu genellemeleri
      içermektedir:

      Ortalama olarak, suç oranları 1980'lerde
      olduğu gibi, 1990'larda da yükselmeye devam etmektedir.

      Dünyanın neresi olursa olsun, beş yıllık
      bir periyotta, büyük şehirlerin sakinlerinin üçte ikisi
      en az bir kere suç sayılan fiillerin hedefi olmaktadır.

      Evrensel olarak ciddi suçlara hedef olma
      olasılığı (soygun, cinsel suçlar, saldırı) beşte birdir.

      Bölge ayrımı olmaksızın, gençler kategorisindeki
      mülkiyete yönelik suçlar ve şiddet suçlarının her ikisi
      de ekonomik problemler ile ilgilidir.

      Son yıllarda yasadışı
      uyuşturucu madde türleri sayıca artmış ve nitelik olarak
      da çeşitlenmiştir.20

      Aslında söz konusu olaylarda şaşılacak
      bir durum yoktur. Böyle bir sosyolojik gelişmenin nedenleri
      Kuran'daki geçmiş toplumların kıssalarında açıkça anlatılmaktadır.
      Sosyal dejenerasyon ve buna bağlı olarak ortaya çıkan
      her türlü sorun insanların Allah'ı ve yaratılış amaçlarını
      unutmalarının, hak dinden ve manevi değerlerden uzaklaşmalarının
      kaçınılmaz bir sonucudur.

      Toplumsal bozulmanın unsurları
      aynı zamanda Peygamberimiz (sav)'in on dört yüzyıl önce
      haber verdiği, günümüzde de eksiksiz olarak ortaya çıkan
      gelişmelerdir. Hz. Muhammed (sav)'in "insanların ihtilaf
      ve içtimai (sosyal) sarsıntılar içinde bulundukları
      zaman" (Ramuz-El Ehadis, 7/7) olarak tanımladığı Ahir
      Zaman'ın ilk devresi ile ilgili hadisler şöyledir:

      Hadislerden anlaşılmaktadır
      ki, toplumda kötü insanların çoğalması, güvenilir kabul
      edilen bazı insanların gerçekte yalancı, yalancı olarak
      tanınan bazılarının da gerçekte güvenilir kişiler olması
      Ahir Zaman'ın bir özelliğidir:




      İnsanlar üzerine
      aldatıcı seneler gelecek. O senelerde... haine itimat
      edilecek, doğru kişi hain sayılacak.

      Ölüm Kıyamet ve Diriliş,
      s. 476 Kötülerin
      çoğaldıkça çoğalması, yalancıların doğru kabul
      edilip doğruların yalancı sayılması, hainlerin
      güvenilir, güvenilir kimselerin hain sayılması...
      kıyamet alametlerindendir.

      Son Zamanlarla İlgili
      Hadisler, s. 92







      Dünyada alçak
      oğlu alçak kimseler insanların en mutlusu oluncaya
      kadar kıyamet kopmayacaktır.

      Tirmizi, Fiten, 37








      Asabi, 10 Ocak 2000,
      Akşam, 22 Ocak 2001, Akit, 4 Nisan 2001, Akit,
      17 Mart 2001, Milli Gazete, 13 Haziran 2000, Yeni
      Yüzyıl, 27 Haziran 1997, Akit, 19 Ekim 2000, Radikal,
      21 Şubat 2001, Yeni Mesaj, 30 Nisan 2000

      Gazetelerde yer alan ve toplumdaki ahlaksızlıkların
      dolayısıyla kötü insanların sayısının arttığını
      kanıtlayan bu gibi haberler Ahir Zaman'ın da habercisidirler.




      Dinimizin kurallarına ve kanunlara uygun elde edilmiş
      kazanç ile güvenilir insanların az bulunacağı hadiste
      şöyle belirtilmiştir:


      Ahir Zaman'da
      ümmetim içerisinde en az bulunacak şey helal para
      ve kendisine güvenilir arkadaştır.

      Suyuti, Camiü's-Sagir,
      2/71




      Gerçek şahitliğin gizlenmesi,
      yalancı şahitliğin ve iftiranın ise yaygınlaşması bir
      alamettir:





      Kıyametten
      hemen önce... yalancı şahitlik yaygınlaşır, hakka
      şahitlik ise gizlenir.

      Ramuz-El Ehadis, 1/121
      İftiranın yaygınlaşması
      kıyamet alametlerindendir.

      Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve
      Ahirzaman Alametleri, s. 450





      Pek çok toplumda tek üstünlük kriterinin
      zenginlik olması, saygının kişinin zenginliğine endeksli
      olmasının bir kıyamet alameti olduğu şöyle bildirilmiştir:






      Zengine itibar edilip
      kendinden daha üstün kişiler ona ayağa kalktıklarında
      ve ona selam verdiklerinde... kıyamet yaklaşmış demektir.

      Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s.
      480-481




      İnsanlar arasındaki sosyal ilişkilerin
      bozulmasının da bir işaret olduğu hadislerdeki tasvirlerden
      anlaşılmaktadır:





      Selam halka
      değil de özel insanlara verilinceye... kadar kıyamet
      kopmaz.

      Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve
      Ahirzaman Alametleri, s. 470
      Kişinin yalnız tanıdıklarına selam vermesi... kıyamet
      alametlerindendir.

      Ramuz-El Ehadis, 121/4





      Sorumluluğun işin ehli olmayanlara
      verilmesinin sonuçları da aşağıdaki hadiste şöyle vurgulanmaktadır:





      İş ehil olmayana
      verilince, artık kıyameti bekle!

      Zebidi, Tecridi Sarih,
      12/201








      Türkiye, 24 Mayıs 2001,
      Posta, 16 Şubat 2001

      Ahir Zaman'ın en önemli özelliklerinden biri de
      insanlar arasında sevgi ve saygının kalmamasıdır.
      Sokakta yere yığılmış hasta bir kişiye kimsenin
      yardım etmemesi günümüzde sık rastlanılabilen
      bir durumdur.




      Aile, akraba ve komşuluk ilişkilerinin
      bozulması, fertler arasındaki sosyal ve manevi değerlerin
      kaybolması bu dönemin başka bir özelliğidir:







      Akit, 19 Ekim 2000, Akşam,
      26 Haziran 1999, Milli Gazete, 5 Ocak 2001, Sabah,
      23 Mart 2001

      Son dönemdeki ahlaki çöküşü belgeleyen küpürler.








      Kişinin annesine isyan
      etmesi, babasına sıkıntı vermesi...

      Tirmizi, Fiten, 38
      Kıyametten hemen önce...
      akraba ile ilişkiler kesilir.


      " Ramuz-El Ehadis, 448/7








      Komşular arasında
      geçimsizliğin yaygın hale gelmesi kıyamet alametlerindendir.

      Son Zamanlarla İlgili
      Hadisler, s. 86




      Gençlerin sinirli olmaları,
      çocuklar ile yetişkin insanlar arasındaki sevgi ve saygı
      ilişkilerinin bozulması hadislerde şöyle anlatılmıştır:






      Büyükler küçüklere
      merhamet etmediklerinde, küçükler de büyüklerine
      saygı göstermediklerinde... çocuk öfkeli olduğunda...
      kıyamet yaklaşmış olacaktır.

      Ölüm Kıyamet ve Diriliş,
      s. 480



      Hadisler göstermektedir ki, aile
      kurumundaki bozulmaya bağlı olarak boşanmaların ve evlilik
      dışı çocukların çoğalması Ahir Zaman toplumlarının bir
      niteliğidir.







      Akit, 16 Şubat 2001

      Aile yapısındaki bozulma, insanlar arasındaki
      iletişimsizlik, ilişkilerin sevgi ve saygıya değil
      de çıkara ayarlı olması, yalnız insanların artması
      gibi sorunlar Ahir Zaman toplumlarının ortak özelliklerindendir.
      Hadislerde haber verilen bu bozulmalar kıyametin
      yaklaştığının anlaşılması ve Allah'a yönelip dönülmesi
      için birer ibret vesilesidir.







      Boşanmaların çoğalması...
      kıyamet alametlerindendir.

      Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve
      Ahirzaman Alametleri, s. 455 Kıyamet
      yaklaşınca... gayri meşru çocuklar çoğalır.



      Ramuz-El Ehadis, 33/7





      Materyalist felsefe ve dünya görüşlerinin
      etkisiyle insanların ahireti unutmaları, dünyaya büyük
      bir hırsla bağlanmaları kıyamet öncesindeki dönemin
      bir vasfıdır:




      İnsanlarda
      cimrilik ve hırs artacak.

      Müslim, İmare, 176; İbni
      Mace, Fiten, 24 Kıyamet
      yaklaştı. Halbuki insanlar dünyaya karşı ancak
      hırslarını arttırıyorlar, Allah'tan da uzaklaşıyorlar.

      Suyuti, Camiü's-Sagir,
      2/57




      Birbirlerine kaba sövgü ve küfürlerle
      hitap eden insanların durumu hadiste şöyle ifade edilmiştir:






      Son zamanlarda
      türeyen, birbirleriyle karşılaştıkları zaman selamları
      lanetleşmeden ibaret olan sarhoş ve asi bir nesil
      (ortaya çıkmadıkça)...

      Son Zamanlarla
      İlgili Hadisler, s. 54



      Bu dönemin başka bir özelliği de
      dedikodu ve alayın büyük rağbet görmesidir:





      Dedikoducuların,
      gıybetçilerin ve alaycıların artması kıyamet alametlerindendir.

      Son Zamanlarla İlgili Hadisler,
      s. 93



      Dalkavukların toplum içinde itibar
      görmeleri de şöyle haber verilmiştir:







      Bazı dedikodu dergileri










      Kıyamet yaklaşınca...
      o devrin en itibarlıları yaltaklık ve dalkavukluk
      yapanlardır.

      Son Zamanlarla İlgili
      Hadisler, s. 97 Sığırların
      dilleriyle yalayarak yediği gibi, dilleriyle geçimlerini
      temin eden birtakım insanlar ortaya çıkmadıkça
      kıyamet kopmaz.

      Son Zamanlarla İlgili
      Hadisler, s. 101









      Güneş, 22 Ocak 2000, Milli
      Gazete, 30 Temmuz 2001






      Ahir Zaman'da sık karşılaşılan bir durum da ticaret hayatında
      sahtekarlığın ve rüşvetin olağan hale gelmesidir:



      Kıyamet yaklaşınca...
      ölçü ve tartılarda hile yapılır.

      Ramuz-El Ehadis, 33/7
      Rüşvetlerin alınması...
      kıyamet alametlerindendir.

      Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve
      Ahirzaman Alametleri, s. 454




      Peygamberimiz (sav) Ahir Zaman'da
      cinayetlerin artışını şöyle bildirmiştir:





      Cinayetler
      artmadıkça... kıyamet kopmaz.

      Ölüm Kıyamet ve Diriliş,
      s. 468









      Yeni Mesaj, 17 Haziran
      2001, Hürriyet, 27 Mart 2001, Asabi, 16 Mayıs
      2001, Takvim, 13 Ocak 2001, Hürriyet, 21 Haziran
      2001

      Cinayetlerdeki dikkat çekici artış da hadislerde
      haber verilen alametlerdendir.






      Bilim ve Teknoloji

      Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) bilindiği
      gibi, günümüzden on dört yüzyıl önce yaşamıştır. Tarihi
      kaynaklar Arap toplumunun, Kuran'ın tebliğ edildiği
      dönemde, evren ve doğa üzerine herhangi bir inceleme
      yapabilecek teknolojiye sahip olmadığını göstermektedir.
      Bu tespit şu anlama gelmektedir ki, Peygamberimiz (sav)'in
      yaşadığı dönem ile günümüzün bilim ve teknoloji düzeyi
      arasında kıyas kabul etmez bir farklılık vardır. Aslında
      bu ayrılık 20. yüzyılın başı ile 21. yüzyılın başı arasında
      bile oldukça büyüktür. Bundan birkaç on sene önce isimleri
      bile telaffuz edilmeyen bazı teknolojik yeniliklerin
      bugünün vazgeçilmez unsurları olması buna canlı bir
      delildir.

      Bu devasa farklılıklara rağmen Peygamberimiz
      (sav) 7. yüzyılda, geleceğe yönelik bazı haberler vermiştir.
      İlerleyen sayfalarda da Ahir Zaman'daki bilim ve teknoloji
      ortamını tasvir eden söz konusu hadisler incelenecek,
      Peygamberimiz (sav)'in on dört yüzyıl önce verdiği haberlerin
      günümüzde aynı şekilde gerçekleştiği gözler önüne serilecektir.

      TIP TEKNOLOJİSİ:

      Uzun yaşamak çağlar boyunca insanların
      belli başlı hedefleri arasında yer almıştır. Bu uğurda
      büyük bir çaba harcanmıştır. Konuyla ilgili olarak,
      Hz. Muhammed (sav) de Ahir Zaman'daki gelişmeleri haber
      verdiği bir hadisinde şunları söylemiştir:





      Onun zamanında...
      ömürler uzayacaktır.

      El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil
      Mehdiyyil Muntazar, s. 43








      Sabah, 10 Şubat 2001,
      Radikal, 3 Mayıs 2000, Radikal, 1 Eylül 2000,
      Gözcü, 19 Mayıs 2001, Hürriyet, 4 Kasım 1999

      Bu küpürlerde yer alan bilimsel gelişmeleri Peygamber
      Efendimiz 1400 yıl öncesinde Ahir Zaman alameti
      olarak haber vermiştir.




      Peygamberimiz (sav)'in
      verdiği bu haberin üzerinden on dört asır geçmiştir.
      Kayıtlar geçen bu zaman aralığında, ortalama yaşam süresinin
      içinde bulunduğumuz çağda diğer tüm dönemlerden daha
      fazla olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Hatta 20.
      yüzyılın başları ile sonları arasında dahi büyük bir
      fark vardır. Örneğin 1995 yılında doğmuş olan bir çocuğun
      1900'lerde doğmuş birisine göre ortalama 35 yıl daha
      uzun yaşayacağı tahmin edilmektedir.21

      Bu konudaki çarpıcı bir başka örnek de
      geçmişte 100 seneden fazla yaşayan insanların oldukça
      nadir, günümüzde ise çok sayıda olmasıdır.

      Birleşmiş Milletler Nüfus
      Departmanı kaynaklarına göre, son birkaç yılda dünya
      nüfusu yüksek ölüm oranlarından düşük ölüm oranlarına
      doğru dikkate değer bir geçiş devresindedir. Demografik
      devrim olarak nitelenen bu gelişmenin merkezinde de
      yaşlıların sayıca ve oranca artışı yer almaktadır. Böylesine
      hızlı ve geniş ölçekli bir gelişmenin uygarlık tarihinin
      hiçbir döneminde görülmediği de aynı kaynakta vurgulanmaktadır.22

      Şüphesiz yaşam süresindeki bu artış sebepsiz
      değildir. Tıp teknolojisinin ilerlemesine bağlı olarak
      sağlık hizmetlerindeki gelişme insanların böyle bir
      nimete kavuşmasına olanak sağlamıştır. Bunlara ek olarak,
      genetik bilimindeki gelişmeler ve halen büyük bir hızla
      ilerlemekte olan İnsan Genomu Projesi sağlık alanında
      yepyeni bir dönem başlatmak üzeredir. Bu ilerlemeler
      geçmiş zamanlarda yaşayan insanların hayal bile edemeyeceği
      bir boyuttadır. Tüm bu gelişmelere dayanarak şunu söylemek
      mümkündür: Yaşadığımız çağın insanları yukarıdaki hadisin
      haber verdiği uzun ve sağlıklı hayat standardını yakalamışlardır.

      EĞİTİM:






      Teknolojik imkanlardan
      faydalanılarak yürütülen çalışmalar ile okur-yazar
      oranı günümüzde %80'lere ulaşmıştır.




      20. ve 21. yüzyılı geçmiş yüzyıllardan
      ayıran önemli bir özellik de okuryazarlık oranlarında
      kaydedilen ilerlemedir. Geçmiş dönemlerde okuryazarlık
      toplumun belirli bir kesiminin sahip olduğu bir imtiyaz
      statüsünde kalmıştır. 20. yüzyılın sonlarına doğru ise
      başta UNESCO olmak üzere, hükümetler ve sivil toplum örgütleri
      dünya genelinde kampanyalar düzenlemişlerdir. Bu eğitim
      seferberliği, teknolojik yeniliklerin de insanlığın hizmetinde
      kullanılmasıyla birlikte günümüzde meyvelerini vermektedir.
      UNESCO'nun 1997 yılında yayınlanan raporuna göre, dünya
      nüfusunun %77.4'ü okur-yazar konumundadır.23





      Kıyametin yaklaşmasına
      doğru... okuryazar çoğalır.

      Son Zamanlarla İlgili Hadisler,
      s. 93; Ramuz-El Ehadis, 1/121



      Bu rakam kuşkusuz, geçen on dört yüzyıl
      içindeki en yüksek orandır. Aynı zamanda da Peygamberimiz
      (sav)'in hadislerinde haber verdiği Ahir Zaman toplumlarının
      bir niteliğidir:

      İNŞAAT TEKNOLOJİSİ:

      Peygamberimiz (sav)'in haber verdiği,
      içinde bulunduğumuz dönemin ileri teknolojik koşullarını
      tasvir eden bir işaret de yüksek binaların inşa edilmesidir.





      Yüksek yüksek
      binalar inşa edilmedikçe... kıyamet kopmaz.

      Ölüm Kıyamet ve Diriliş,
      s. 468 Şu hadiseler
      meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır... Yüksek
      binalar yapmada insanlar birbirleriyle yarışacak.

      Buhari, Fiten, 25; Ahmed
      bin Hanbel, Müsned, 2/313









      <img src="http://www.harunyahya.org/imani/kiyametalametleri/res/90.jpg" align="right" />

      Yüksek binalar ve inşaat
      teknolojisindeki yarış, içinde bulunduğumuz dönemi
      tasvir eden hadislerde 14 asır önce haber verilmiştir.




      Mimarlık ve mühendislik tarihine baktığımızda görürüz
      ki, yüksek katlı binalar 19. yüzyılın sonlarında inşa
      edilmeye başlanmıştır. Teknolojinin ilerlemesi, çeliğin
      yaygınlaşması ve elektrikli asansörlerin kullanılması
      gökdelen olarak tabir edilen yapıların inşaatına hız kazandırmıştır.
      Gökdelenler 20. ve 21. yüzyıl mimarisinin önemli bir parçası
      olmuş, günümüzde de birer prestij sembolü haline gelmiştir.
      Hadiste belirtilen, insanların yüksek binalar yapma yarışı
      da ülkelerin daha yüksek gökdelenler yapabilmek için büyük
      bir rekabet ve yarış içerisine girmeleriyle tam olarak
      gerçekleşmiştir.


      ULAŞIM
      TEKNOLOJİSİ:

      <img src="http://www.harunyahya.org/imani/kiyametalametleri/res/91a.jpg" align="right" />Tarih
      boyunca ulusların zenginlikleri ve güçleri, sahip oldukları
      ulaşım teknikleri ile doğrudan doğruya bağlantılı olmuştur.
      Etkili ulaşım sistemlerini kuran toplumlar kalkınma
      atılımlarını gerçekleştirmişlerdir.

      Peygamberimiz (sav) de Ahir Zaman'ın özelliklerini
      anlatırken, ulaşımın gelişeceğini şöyle ifade etmiştir:



      Şu hadiseler
      meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır... Zaman
      kısalacak ve vasıtalarla mesafeler kısalacak.

      Buhari, Fiten, 25; Ahmed
      bin Hanbel, Müsned, 2/313



      Yukarıdaki hadisin son bölümündeki
      mesaj oldukça açıktır. Ahir Zaman'da yeni araçlarla
      uzak mesafelerin kısa hale geleceği bildirilmiştir.
      Yaşadığımız yüzyılın sesten hızlı uçakları, trenleri
      ve diğer gelişmiş ulaşım araçlarıyla, eski dönemlerde
      aylar süren yolculuklar şimdi birkaç saat içinde, üstelik
      çok daha güvenli, rahat ve konforlu bir biçimde yapılabilmektedir.
      Hadisin işareti de bu şekilde gerçekleşmektedir.





      <img src="http://www.harunyahya.org/imani/kiyametalametleri/res/91b.jpg" align="left" />

      20. ve 21. yüzyılda
      teknoloji oldukça yüksek bir seviyeye ulaşmıştır.
      Özellikle ulaşım teknolojisi, mimarlık ve diğer
      mühendislik kollarında mükemmel sonuçlara ulaşılmıştır.









      Son teknolojik ürünlerden
      hızlı otomobil.




      Günümüzün ileri teknoloji ürünü ulaşım
      araçlarına Allah Kuran'da şu şekilde işaret etmiştir:


      Onlara binmeniz ve süs için atları,
      katırları ve merkepleri (yarattı). Ve daha sizlerin bilmediğiniz
      neleri yaratmaktadır. (Nahl Suresi, 8)

      Yukarıda verdiğimiz hadisin birinci bölümündeki
      "zaman kısalacak" ifadesine de bu değerlendirme ışığında
      bakmak yerinde olacaktır. Açıktır ki, Peygamberimiz
      (sav) Ahir Zaman'da işlerin diğer dönemlere oranla daha
      kısa zaman dilimlerinde tamamlanacağını bu şekilde ifade
      etmiştir. Gerçekten de bilimin ilerlemesi her işin çok
      daha kısa sürelerde yapılmasına ve çok daha mükemmel
      sonuçlar elde edilmesine imkan tanımaktadır. Benzer
      başka bir hadis de bu görüşümüzü doğrulamaktadır:






      Zaman kısalıp
      sene ay, ay hafta, hafta gün, gün saat, saat de
      ateş tutuşturacak kadar az bir zaman olmadıkça kıyamet
      kopmaz.

      Son Zamanlarla İlgili
      Hadisler, s. 95




      Örneğin asırlar önce kıtalar arasında
      haftalar alan haberleşme şu anda internet ve iletişim
      teknolojileriyle saniyeler içerisinde tamamlanmaktadır.
      Geçmişin kervanları ile aylar süren seyahatler sonucu
      ulaşılabilen eşyaları, günümüzde anında temin etmek
      mümkündür. Çok değil, daha birkaç yüzyıl önce tek bir
      kitabın yazılması için geçen sürede bugün milyarlarca
      kitap basılabilmektedir. Temizlik, yemek pişirme, çocuk
      bakımı gibi gündelik işler, "teknolojik" aletlerin
      yardımıyla vakit almaktan çıkmıştır.






      Hürriyet, 9 Ekim 1999,
      Hürriyet, 3 Mayıs 2001

      Her işin daha kısa sürede yapılmasını sağlayan
      bazı teknolojik aletler.




      Bu örnekler rahatlıkla çoğaltılabilir.
      Elbette burada üzerinde durulması gereken Peygamberimiz
      (sav)'in 7. yüzyılda haber verdiği kıyamet işaretlerinin
      günümüzde aynen gerçekleşmesidir.

      Hadislerde bildirilen diğer bir alamet
      olan Ahir Zaman'da "ticaretin yaygınlaşması" (Ölüm Kıyamet
      ve Diriliş, s. 473) da ulaşımdaki ilerlemelere paralel
      olarak tam anlamıyla gerçekleşmiş durumdadır. Gelişmiş
      ulaşım araçları tüm dünya ülkelerinin kendi aralarında
      yoğun ticari ilişkiler kurmalarına ortam hazırlamıştır.

      HABERLEŞME TEKNOLOJİSİ:

      Peygamberimiz (sav)'in verdiği haberler
      arasında oldukça dikkat çeken bir bilgi de günümüzün
      iletişim teknolojisine işaret eden hadislerdir. Mucize
      niteliğine sahip bu haberlerden birisi şöyledir:






      Kişiye kamçısının
      ucu konuşmadıkça... kıyamet kopmaz.

      Ölüm Kıyamet ve Diriliş,
      s. 471



      Bu hadis dikkatli bir şekilde değerlendirildiğinde,
      içinde gizlenen hakikatler anlaşılabilir. Kamçı bilindiği
      gibi, eski çağlarda özellikle at, deve gibi binek hayvanlarını
      sürerken yaygın olarak kullanılmış bir araçtır; hadis
      incelendiğinde Peygamberimiz (sav)'in bir benzetme yaptığı
      ortaya çıkmaktadır.

      Günümüzde yaşayan insanlara yönelik
      şöyle bir soru hazırlayalım: "Kamçının şekline benzetebileceğimiz
      ve konuşan nesne nedir?"







      Tek bir tuş ile binlerce
      kilometre öteye sesi ve görüntüyü taşıyan teknoloji
      rivayetlerle şaşırtıcı bir şekilde paralellik
      göstermektedir.




      Bu sorunun en mantıklı cevabı telsiz, cep
      telefonu veya benzeri iletişim araçları olacaktır.

      Cep telefonu veya uydu telefonu gibi kablosuz
      iletişim araçlarının çok kısa bir geçmişi olduğunu göz
      önünde bulundurursak, Peygamber Efendimizin 1400 yıl
      önce yaptığı tasvirin de ne kadar hikmetli olduğu anlaşılacaktır.

      Kıyamet öncesi zaman diliminin içinde bulunduğumuza
      dair bir haber daha böylece tecelli etmiştir.

      Peygamberimiz (sav)'e ait başka bir rivayette
      de haberleşme teknolojisinin gelişimine şöyle işaret
      edilmektedir:



      Kişiye (kendi)
      sesi konuşmadıkça... kıyamet kopmaz.

      Ölüm Kıyamet ve Diriliş,
      s. 471








      14 asır önce, "kişiye
      kendi sesinin konuşması" olarak tarif edilen ses
      kaydı ve sesin dinlenmesine imkan tanıyan teknoloji
      hadislerde haber verilen alametlerden biridir.
      Yukarıda günümüz teknolojisinin ürünlerinden bir
      müzik sistemi görülüyor.




      Hadisteki mesaj oldukça açıktır: Kişinin
      kendi sesini duymasının Ahir Zaman'ın bir özelliği olduğu
      belirtilmektedir. Şüphesiz insanın kendi sesini işitebilmesi
      için öncelikle sesini kayıt etmesi ve sonra da dinlemesi
      gerekmektedir. Ses kayıt ve reprodüksiyon teknolojisi
      de 20. yüzyılın bir ürünüdür; bu gelişme bilimsel bir
      dönüm noktası olmuş, haberleşme ve medya sektörlerinin
      doğmasına yol açmıştır. Ses kaydı özellikle bilgisayar
      ve lazer teknolojilerindeki son gelişmelerle mükemmele
      ulaşmış durumdadır.







      Son yıllarda keşfedilen
      tüm iletişim araçları Ahir Zaman'da yaşadığımız
      gerçeğini bir kez daha akla getirmektedir.






      Kısacası, günümüzün elektronik aletleri,
      mikrofonları ve hoparlörleri sesin kaydedilmesi ve dinlenmesine
      imkan sağlamakta ve bizlere yukarıdaki hadisin verdiği
      haberin tecelli ettiğini göstermektedir.

      Ahir Zaman'ı tasvir eden hadislerdeki haberleşme
      teknolojisine işaret eden haberler yukarıdakilerle sınırlı
      değildir. Konuyla ilgili diğer hadislerde de oldukça
      dikkat çekici işaretler yer almaktadır:



      O günün alameti:
      Semadan (gökyüzünden) bir el uzanacak ve insanlar
      ona bakacak ve göreceklerdir.

      El Kavlul Muhtasar Fi
      Alamatil Mehdiyyil Muntazar, s. 53
      O günün alameti semada (gökyüzünde)
      uzatılmış ve insanların kendisine bakıp durduğu
      bir el'dir.

      Kitabül Burhan Fi Alametil
      Mehdiyyil Ahir Zaman, s. 69




      Yukarıdaki hadislerde belirtilen
      "el"in mecazi bir anlamı olduğu açıktır.








      Uydular ile her türlü
      yayın, anında istenilen yere ulaştırılabilmektedir.
      Bu olağanüstü olay da Peygamber Efendimizin 1400
      yıl önceden bildirdiği alametlerdendir.




      İnsanların baktıklarında görebilecekleri
      bir nesne geçmiş dönemler için fazla bir anlam taşımamaktadır.
      Ancak bugünün dünyasının vazgeçilmez bir parçası olan
      televizyon, kamera ve bilgisayar gibi cihazlar hadislerde
      tarif edilen olaya tam olarak açıklık getirmektedir.
      Yani bu hadiste geçen "el" ifadesi, güç anlamında kullanılmıştır.
      Ve gökten dalgalar halinde gelen görüntülere yani televizyona
      işaret ettiği anlaşılmaktadır.

      Konuyla ilgili diğer rivayetler de oldukça
      ilgi çekicidir:



      Semadan (gökyüzünden)
      bir ses onu ismiyle çağıracak ve doğuda, batıda...
      olan bile bu sesi duyacak...

      El Kavlul Muhtasar Fi
      Alamatil Mehdiyyil Muntazar, s. 54-55
      Bu ses bütün yeryüzüne yayılacaktır,
      her kavim kendi dilinden duyacaktır.

      Kitabül Burhan Fi Alametil
      Mehdiyyil Ahir Zaman, s. 51







      Semadan (gökyüzünden)
      bir ses ki herkes bunu kendi lisanında işitir.

      Kitabül Burhan Fi Alametil
      Mehdiyyil Ahir Zaman, s. 37



      Bu hadisler bütün yeryüzünde duyulacak
      ve her toplumun kendi lisanlarında işitecekleri bir
      sesten bahsetmektedir; bu şekilde radyo, televizyon
      ve benzeri haberleşme vasıtalarına işaret edildiği açıktır.
      Daha yüz yıl önce hayal edilemeyen bir gelişmeyi Peygamberimiz
      (sav)'in 1400 sene önce haber vermesi de bir mucizedir.

      Bediüzzaman Said Nursi
      de sözü edilen hadisleri yorumlamış; bunların radyo,
      telefon gibi haberleşme vasıtalarını mucizevi bir şekilde
      haber verdiğini belirtmiştir.24

      Görüntülü telefonlar,
      televizyonlar, uydu ve internet teknolojisi gibi gelişmeler hakkındaki
      hadislerden bir diğeri de şu şekildedir:



      Hz.
      Mehdi (as)’ın zamanında, doğudaki bir Müslüman batıdaki Müslüman
      kardeşini görebilecek, batıdaki de doğudakini görebilecek.

      (Bihar-ül Envar, cilt: 52, sayfa 391)



      İşler ehline [Hz.
      Mehdi’ (AS)ye] emanet edildiğinde Yüce Allah onun için dünyanın en
      alçak bölümünü yükseltecek, en yüksek yerleri de alçaltacak. ÖYLE Kİ,
      TÜM DÜNYAYI AVUCUNUN İÇİNİ GÖRDÜĞÜ GİBİ GÖRECEK. İçinizden hanginizin
      avucunun içinde bir saç teli olsa onu göremez?

      (Bihar-ül Envar, 5.cilt, s. 328)




      Hadiste ahir zamanda yaşanacak
      teknolojik gelişmelere ve görüntü aktarım sistemlerine dikkat
      çekilmiştir. Görüntülü telefonlar, televizyonlar, uydu ve diğer
      haberleşme sistemleri vesilesiyle insanlar artık dünyanın herhangi bir
      yerinde bulunan dostları ile kolayca görüşebilmektedirler. Peygamberimiz
      (sav) bu teknolojik gelişmeyi 1400 yıl önce bizlere haber vermiştir.


      Bu dönemde yönetici konumunda olan kişiler haberleşmeyi ve
      bilmedikleri konuları araştırıp öğrenmeyi ellerindeki avuç içi
      bilgisayarlar ve bilgisayarlı telefonlarla gerçekleştireceklerdir:



      İmam
      Caferi Sadık aleyhisselam’ın oğlu Muhammed’in nakline göre İmam
      aleyhisselam şöyle buyurdu: "KAİM ALEYHİSSELAM (HZ. MEHDİ (AS)) KIYAM
      ETTİĞİNDE her memlekete bir sefir gönderecek ve her bir sefire şöyle
      buyuracak. “SENİN AHDİN ELİNDEDİR. Anlamadığın bir durumla karşılaşır
      ve hüküm vermekte zorlanırsan ELİNE BAK VE ELİNDE YAZANI UYGULA."...

      (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 381)




      Hadiste Hz Mehdi (as) döneminde
      yönetici konumunda olan kişilerin haberleşmek, bilgi almak ya da
      bilmedikleri konuları araştırıp öğrenmek amacıyla avuç içi
      bilgisayarlardan ve bilgisayarlı telefonlardan yararlanacaklarına dikkat
      çekilmiştir. Bu kutlu dönemde teknolojinin en üst düzeye ulaşacağı,
      insanların kendilerine gelen haberleri ve bilmeyip de öğrenmek
      istedikleri konuları ellerindeki avuç içi bilgisayarların ya da
      bilgisayarlı telefonların tuşlarına basarak bu teknolojik aletlerin
      ekranlarından görüp anlayacakları hadisten anlaşılmaktadır.

      YAĞMUR BOMBASI


      Müslim'in Nüvvas b. Sem’an’dan nakl ettiği bir hadisde şöyle varit olmuştur:



      "Göğe emredip yağmur yağdıracak...”"(Kıyamet alametleri baskı 10 sf. 219)














      Resimde Kansas’ta uçaktan gümüş iyodür dumanı püskürterek gerçekleştirilen bir bulut tohumlama işlemi görülmektedir.

      (Kaynak: National Geographic sitesi)









      Hadiste ahir zamanda istenildiği zaman yağmur
      yağdırılabilecek yöntemler geliştirileceği bildirilmiştir. Nitekim
      günümüzde bu yöntemler kullanılmaktadır. Yağmur bombası veya bulut
      tohumlama olarak bilinen bu yöntem şöyle uygulanmaktadır:


      "Yağmur bombası, çok soğuk bulutlara, buz kristalleri
      saçarak yağmur ve kar şeklinde yağışın sağlanmasıdır. Çok soğuk bulutlar
      sıkça görülür. Bunlar 0°C’nin altında veya hatta -40°C’nin altında
      bulunan çok küçük su damlacıklarından ibarettir. Böyle bir buluta buz
      kristallerinin atılması şartları değiştirir. Kristaller suya göre daha
      düşük buhar basıncına sahip olduğu için, su damlacıklarının
      buharlaşmasına sebep olurlar. Daha sonra bu nem, buz kristallerinin
      üzerinde yoğunlaşır. Böylece, buz kristallerinin büyüklüğü aşağı
      düşerken sürekli artar. Bu şekildeki bulut tohumlaması, yüksek
      seviyelerde buz kristallerinin oluşması ile tabii olarak meydana gelir.
      Buz kristallerinin buluta düşmesi veya atmosferdeki buzlaşmış tozların
      bulunması olayı tamamlar. Sun’i bulut tohumlaması havadan veya yerden
      yapılabilir. Bir uçak kullanılarak, bulutların içine katı karbondioksit
      (kuru buz) tanecikleri saçılır. Sıcaklıkları çok düşük olduğu için bu
      taneciklerde çok miktarda buz kristalleri vardır."

      Bu yöntemin günümüzde sık kullanıldığı yerlerden biri
      Kanada’dır. Konuyla ilgili National Geographic dergisinin internet
      sitesinde şu bilgiler verilmiştir:

      "Kansas’ta (ABD) kimi zaman toplanan bulutlar yağmur
      beklentisi yaratır, ama bir türlü boşalmaz; bunun yerine hasada zarar
      veren doluya çevirdiği zamanlar da olur. Batı Kansas Hava Durumu
      Modifikasyon Programı bulutları yola getirmek için uçaklar gönderir.
      Kanatlara takılı brülörlerin saldığı gümüş iyodür dumanı, yükselen
      havayı, belirli fırtına bulutlarını sıfır derece altındaki iç bölüme
      doğru yöneltir. O yükseklikte gümüş iyodür parçacıkları, bulut suyunun
      etrafında donabileceği birer çekirdek işlevini görür. Yeterli ağırlığa
      ulaşan buz taneleri düşmeye başlar ve iniş sırasında eriyerek yağmura
      dönüşür. Kuramsal olarak bakıldığında, bu strateji sadece yağış
      miktarını artırmakla kalmaz, nemin bulutlar içinde yukarıya sürüklenerek
      dolu haline gelmesini de önler...






      Uçak kanadına takılmış bulut tohumlama fişekleri





      Bir bulut tohumlama cihazının deneme atışı




      Yağmur bombası son 60 yıl içinde geliştirilmiş bir
      teknolojidir. Günümüzde içlerinde ABD, İsrail, Kanada, Rusya, Tayland,
      Fas, Avustralya’nın da olduğu yaklaşık 24 ülke bu yöntemi daha fazla
      yağış sağlamak için kullanmaktadır.

      SÜT ÜRETİMİNDE ARTIŞ

      Peygamber Efendimiz (sav)’in ahir zamana yönelik
      hadislerinde Deccal’in çıkış alametlerinden biri olduğu belirtilen
      olaylardan biri de süt üretimindeki artıştır. Yaşadığımız bu dönemde
      hayvancılık alanındaki kaydedilen gelişmeler, hadislerde işaret edilen
      bu verim artışına sebep olmuştur. (Doğrusunu Allah bilir)
      Bu hadis İbnil-Münadi Ali (K.V.) den rivayet etmiştir. ?Müslim’in Nüvvas
      b. Sem’an’dan nakl ettiği bir hadiste şöyle varit olmuştur:



      ‘’Bir kısım insanlara gelip
      davet edecek, onlar ona inanacaklar... Göğe emredip yağmur yağdıracak...
      Yere emredip ekin bitirecek... Hayvanlarını da bollatacak...
      Memelerini de sütle dolduracak.

      (Kıyamet Alametleri 10. baskı, s. 219)






      Günümüzde, kısa bir süre önce kullanılmaya başlanan
      hayvan popülasyonuna suni tohumlama uygulanması, embrio transferi ve
      yüksek verimli hayvanlar ile hayvan kalitesinin artırılması, Hollanda ve
      Belçika başta olmak üzere tüm ülkelerde süt üretiminde büyük bir artışa
      sebep olmuştur. Örneğin Hollanda da bir inekten alınan günlük süt
      miktarı ortalama 35 lt’ye çıkmıştır. Hatta günlük 53 lt süt veren
      ineklerin de olduğu bilinmektedir.











      DEFİNE DEDEKTÖRÜ








      Ahir zamanı anlatan deccalin çıkışını ve özelliklerini
      anlatan bir hadis-i şerifte de, deccalin bir binanın yanından geçerken
      bu binanın altında saklı olan defineyi haber verdiği anlatılmaktadır:



      (Deccal) Yıkılmaya yüz tutmuş
      bir harabenin yanından geçerken “Haydi altında saklı olan defineni
      çıkar!” diye emir verecek, anında define meydana çıkacak...” (Müslim,
      Nuvvas’dan nakl edilmiştir)

      (Kıyamet alametleri, sf 219)






      Bilindiği gibi, günümüzde yer altındaki metalleri tespit
      eden, değerli ve değerli olmayan metalleri ve metal alaşımlarını
      birbirinden ayıran dedektörler yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu
      dedektörler sayesinde, bir binanın, göçüğün ya da toprağın altında
      gömülü metal olup olmadığı hemen anlaşılmaktadır. Gömülü olan altın,
      gümüş, bakır, bronz gibi metallerin yerlerinin kolaylıkla tespit
      edilmesini sağlayan bu dedektörler mühendislikte, inşaatta, askeriyede
      sıkça kullanıldığı gibi, bazı kimseler tarafından da define dedektörü
      olarak kullanılmaktadır.

      Yukarıdaki hadiste de, define dedektörü gibi bir aletin
      kullanılmasına işaret ediliyor olabilir. Bu yolla, yıkılmak üzere olan
      binanın altında hazine olduğu tespit edilmiş ve bu hazine yeryüzüne
      çıkarılmış olabilir. (Doğrusunu Allah bilir.)


      TROL AVCILIĞI






      Onun (deccalin) akıllara
      hayret veren işlerinden biri de şudur: Günde üç defa denize dalacak;
      ellerinin biri uzundur. Uzun olan eliyle denizin dibine dayanacak, diğer
      eliyle denizin dibine dayanacak diğer elleriyle derinliklerdeki
      balıklardan istediğini tutup çıkaracak... (Ebu Nuaym Hüzeyfe (ra)’dan nakil edilmiştir). (Kıyamet Alametleri, 10. baskı, s. 216)




      Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde ahir zamanda
      Deccal’in “denizin dibine uzanarak, derinlerdeki balıkların tutup
      çıkaracağı”na işaret edilmiştir. Günümüzde su ürünleri avcılığında
      kullanılan “trol ağları”, hadisin işaretiyle tam olarak mutabık
      görünmektedir (en doğrusunu Allah bilir). Trol ağları ile avcılık, pek
      çok türün aynı anda avlanıldığı bir avcılık dalı olduğundan “multi
      avcılık” da denilmektedir. Bir sürütme ağı olan trol, dip ve orta su
      balıkçılığında kullanılmaktadır. Çelik halatlarla denizin dibini tarayan
      bu ağlar, önüne çıkan tüm balıkları içine almaktadır.

      Trol ağı, külah biçiminde büyük bir torbaya benzer ve
      ağzı yaklaşık 30 metre genişliğindedir. Ağ atılırken ağzı açık tutmak
      için her iki yanına tahta levhalar yerleştirilir. “Kapı” denen bu tahta
      levhalar da çelik kablolarla trol teknesine bağlanır. Deniz dibinin
      engebeli olmadığı yerlerde dip balıklarını avlamak için genellikle dip
      trolü kullanılır. Trol teknesinden denize bırakılan trol ağı, tekneyle
      sürüklenir ve ağ deniz dibini tarayarak yolunun üzerindeki balıkları
      toplar. Ağı sürükleme işi 1,5-3 saat kadar sürer. Sonra ağ bir vinç
      yardımıyla çekilir ve içindeki balıklar tekneye boşaltılır. Balıklar
      temizlenip yıkandıktan sonra, teknenin ambarında buzların arasına
      gömülerek saklanır. Bazı büyük ve gelişmiş trol teknelerinde balıklar
      temizlendikten sonra soğutma aygıtlarında dondurulur. Bu tür tekneler
      denizde daha uzun süre kalıp avlanmaya devam edebilir.











      GÜNEŞ OCAKLARININ KEŞFİ






      Havada uçan kuşu tutacak anında Güneş’in altında kızartabilecektir.(Kıyamet Alametleri, 8. baskı, mütercim: Naim Erdoğan, Pamuk Yayıncılık, s. 216)




      Peygamberimiz (sav)’den rivayet edilen yukarıdaki
      hadislerde, deccalin dönemi ile ilgili “avlanan canlının bulunduğu yerde
      hemen pişirilip yenebilmesi”ne dikkat çekilmektedir. Tariflerdeki bir
      diğer yön de; bu eylemin “Güneşli bir ortam”da gerçekleşmesidir.
      Hadislerdeki bu açıklamalar, günümüz teknolojisi ile kullanılan “güneş
      ocakları”na dikkat çekiyor olabilir. (Doğrusunu Allah bilir.)

      Günümüzde LPG, doğalgaz, elektrik, odun ve kömürün yerine
      alternatif olarak üretilen “güneş ocakları” sayesinde, Güneş’in altında
      et gibi yiyeceklerin dahi hemen pişirilip yenmesi mümkün olmaktadır.
      Güneşten gelen ısı, resimde görüldüğü gibi iç yüzeyi parlak plakalar
      sayesinde ocağa odaklanmaktadır. Ocağın ortasına yerleştirilen yiyecek,
      yansıtılan Güneş ışınlarından gelen yüksek ısı sayesinde pişmektedir. (Emily Krone, “Elburn-made solar ovens give hope to many Third World”, Daily Herald, 26 Eylül 2004, ss. 1, 3.)

      Ahir zamanla ilgili bu tarifler, içinde bulunduğumuz döneme bakan yönleri itibariyle son derece manidardır.














      DUMAN BULUTLARI






      Deccal, “Ben Alemlerin
      Rabbi’yim... İşte bu güneş benim iznimle seyr eder, isterseniz onu haps
      edeyim! diyecek. Pekala haps et bakalım diye mükabele edecekler. Bunun
      üzerine güneşi haps edecek, bir günü bir ay gibi, bir haftayı da bir
      sene gibi yapacak.” (Nuaym b. Hammad ve Hakim İbni Mes’uttan (ra) rivayet edilmiştir) (Kıyamet Alametleri, 10. baskı, s. 219, 220)




      Peygamberimiz (sav)’ın hadislerinden birinde, deccalin
      Güneş'i hapsedeceğine işaret edilmiştir. Günümüzde çeşitli teknik
      yöntemlerle duman bulutları oluşturulabilmekte ve bu bulutlar
      vesilesiyle güneş ışığı engellenebilmektedir. Duman bulutlarının
      oluşmasını sağlayan sis bombaları, 1. ve 2. Dünya savaşlarında
      kullanılmış, tüm gökyüzünü kaplamış, görüşü tamamen kapatmış ve
      gökyüzündeki uçakların ve paraşütlü askerlerin tespit edilmesini
      engellemiştir. Bu suni oluşum, hadiste işaret edilen güneşin
      hapsedilmesi, yani güneşin ışığının engellenmesi için kullanılacak bir
      yöntemdir ve hadisle mutabık görülmektedir. (Doğrusunu Allah bilir).















      ARAP TOPRAKLARINDA NEHİRLERİN AKMASI


      “Arap topraklarında nehirler ve dereler akmadıkça kıyamet kopmaz." (Ölüm, Kıyamet ve Diriliş, İmam Şarani, s. 471)

      Bu hadis-i şerif, bugün Arabistan yarımadasında
      özellikle İsrail ve Suudi Arabistan gibi ülkelerde suyun bolca
      kullanılarak çölde tarım yapılmasına işaret etmektedir.





      İsrail’in Hayfa kentindeki su fıskiyeleri



      İsrail’in Tel Aviv kentindeki süs havuzları





      Mur Vadisi, Suudi Arabistan





      Kral Fahd Fıskiyesi, Cidde, Suudi Arabistan






      Hz. İsa (as) ve Sahte Peygamberler

      Tarih boyunca bazı yalancı ve sahtekarların
      peygamberlik iddiasıyla ortaya çıktıkları bilinen bir
      durumdur. Bu nevi sahtekarlar çıkar elde etmek için
      insanların temiz inançlarını sömürmüş ve her türlü düzenbazlığa
      başvurmuşlardır. Ayrıca hadislerde, kıyamet öncesinde
      sahte peygamberlerin ortaya çıkacağına da dikkat çekilmektedir.



      Her biri Allah'ın
      Resulü olduğunu iddia eden otuza yakın yalancı gönderilmedikçe
      kıyamet kopmayacaktır.

      Tirmizi, Fiten 43; Ebu
      Davud, Melahim 16



      Yukarıdaki hadis bizlere günümüz dünyasındaki
      gelişmeleri anımsatmaktadır. Bazı sahtekarlar Müslümanların
      ve Hıristiyanların beklentilerini suistimal ederek peygamberlik
      iddialarıyla ortaya çıkmakta ve bazen de büyük felaketlere
      neden olmaktadırlar.

      Uzmanlar sözde mesih akımlarının 1970'li
      yıllarda ortaya çıkmaya başladığını, o tarihten bu yana
      da hızlı bir artış içinde olduklarını ifade etmektedir. 25








      Sahte Mesih David Koresh
      ve yanan evi (yanda)






      Konuyla ilgili aşağıdaki alıntılar hafızalarımızı
      canlandırmaya yardımcı olmak için seçilmiş birkaç örnektir:

      (Britannica
      Ansiklopedisi'nden) Federal ajanlar ve mezhep üyeleri
      arasındaki 51 günlük gerginlik trajediyle sonuçlandı.
      Mezhebin Waco, Texas yakınlarındaki tesisleri tamamen
      yandı. 33 yaşındaki, "Branch Davidians" hareketinin
      lideri ve sözde Mesihi David Koresh de diğer 74 kişiyle
      birlikte öldü.26


      (Time'dan) Geçen hafta
      İsviçre ve Kanada'da, sözde Mesih Luc Jouret'in taraftarlarından
      ve onların çocuklarından oluşan 53 kişi öldü. Bu iki
      ülkenin polisleri ölümlerin nedeninin toplu intihar,
      toplu katliam veya ikisinin bir karışımı olup olmadığını
      araştırıyor.27

      (Encarta Ansiklopedisi'nden) Sun Myung,
      Moon Unification (Birleştirme) Kilisesi'nin kurucusudur.
      16 yaşındayken bir rüya gördüğünü; bu rüyasında da İsa
      Mesih'in, Tanrının yeryüzündeki krallığını kurmak için,
      Moon'un Tanrı tarafından seçildiğini ilan ettiğini iddia
      etmiştir. Bu kilise 1990'ların ortalarında 2 milyondan
      fazla üyesi olduğunu ve 100'den fazla ülkede örgütlendiğini
      ileri sürmüştür; günümüzde açıkça Moon'u İsa'nın halefi
      olarak kabul etmektedir.28






      Kendilerini Mesih ilan
      eden kişilerin ardından binlerce insan ölüme
      gidebilmektedir. Üstte Uganda'da bulunan toplu
      mezar ve sağda Jim Jones taraflarlarının intiharı
      görülmektedir.

      İçinde bulunduğumuz dönemde arka arkaya pek
      çok sahte peygamber ortaya çıkmış, her biri
      kendini mesih ilan etmiştir. Ahir Zaman alametlerinin
      art arda gerçekleşiyor olması her insanın mutlaka
      düşünmesi gereken olağanüstü bir durumdur.





      (The Guardian'dan) En kötü mezhep katliamının korkunç delili... Uganda'da yeni
      mezarlar bulundukça, liderleri tarafından kandırılan fanatik bir mezhebin 1000'e
      yakın taraftarının öldüğünden endişe ediliyor...29

      (CNN'den) Öyle bir olaydı ki,
      yol açtığı şok dalgaları dünyanın her yanına yayıldı: Çağdaş tarihin en
      kötü toplu intiharı. Bir mezhebin üyeleri olan 900'den fazla insan
      Güney Amerika ormanlarında bulundu. Ölüler Jim Jones'un taraftarlarıydı.30

      Gündemden düşmeyen sahte peygamberlere Kuran ayetlerinde de dikkat çekilmiştir. Bu konudaki bir ayet şöyledir:







      Dünya çapında örgütlenmeye
      sahip olan Moon tarikatının kurucusu Sun Myung
      tören esnasında. (yukarıda).




      Allah'a karşı yalan
      uydurup iftira düzenden veya kendisine hiçbir şey vahyolunmamışken "Bana
      da vahy geldi" diyen ve "Allah'ın indirdiğinin bir benzerini de ben
      indireceğim" diyenden daha zalim kimdir? Sen bu zalimleri, ölümün
      'şiddetli sarsıntıları' sırasında meleklerin ellerini uzatarak onlara:
      "Canlarınızı (bu kıskıvrak yakalanıştan) çıkarın, bugün Allah'a karşı
      haksız olanı söylediğiniz ve O'nun ayetlerinden büyüklenerek (yüz
      çevirmeniz) dolayısıyla alçaltıcı bir azabla karşılık göreceksiniz"
      (dediklerinde) bir görsen... (Enam Suresi, 93)

      Ayetin devamında haber verildiği gibi,
      bu insanlar uydurdukları yalanın karşılığını mutlaka
      göreceklerdir.

      Şüphesiz, tüm düzmece
      peygamberlerin yalanlarının tümüyle ortaya çıkacağı günler yakındır.
      Çünkü hem Kuran ayetleri hem de Peygamberimiz (sav)'in hadisleri,
      yalancıların ardından Hz. İsa (as)'ın geri dönüşünü de müjdelemiştir.

      Hz. İsa (as)'ın yeryüzüne
      dönüşünün Kuran'da haber verildiğinden, gerek Müslümanlar gerekse
      Hıristiyanlar tarafından büyük bir özlemle beklendiğinden bundan önceki
      bölümlerde söz etmiştik. Hz. İsa (as)'nın dünyaya tekrar gelişi ile
      ilgili Peygamberimiz (sav)'in de birçok hadisi bulunmaktadır. İslam
      alimlerinden Şevkani, Hz. İsa (as)'ın dönüşüne dair 29 hadis olduğunu,
      bu hadislerin içerdiği bilgilerin de yanlış olma ihtimalinin
      bulunmadığını belirtmiştir. (Sünen-i İbn-i Mace, 10/338) (Konuyla ilgili daha detaylı bilgi için bkz. Harun Yahya, Hz. İsa Ölmedi)

      Sözü edilen hadisler ile bizlere ulaşan
      önemli bir haber daha vardır. Hz. İsa (as)'ın dönüşü Ahir
      Zaman'ın ikinci devresi ve kıyametin büyük bir alameti
      olacaktır. Bu konudaki bazı hadisler şöyledir:



      On büyük alamet
      vuku bulmadıkça kıyamet kopmayacaktır... İsa bin Meryem'in
      çıkması...

      Sünen-i İbn-i Mace, 10/293






      Hayatım elinde
      olan Allah'a yemin ederim ki Meryem oğlu (İsa Aleyhisselam)'ın
      adil bir hakim olarak sizin içinize inmesi muhakkak
      yakındır.

      Sahihi Müslim, 6/532






      İsa bin Meryem
      adil bir hakim ve adaletli bir imam (devlet başkanı)
      olarak inmedikçe kıyamet kopmayacaktır.

      Sünen-i İbn-i Mace, 10/340



      Peygamber Efendimiz Hz. İsa (as)'ın geldiğinde,
      yapacaklarını da şöyle ifade etmiştir:





      İsa adil
      bir imam ve hakim olarak yeryüzünde kırk yıl kalır.

      Kur'an ve Sünnette Kıyamet
      ve Ahiret, s.134 İsa
      bin Meryem iner, kırk yıl Allah'ın kitabı ve benim
      sünnetimle hükmeder, vefat eder.

      Ahir Zaman Mehdi'sinin
      Alametleri, s. 92







      İsa bin Meryem
      benim ümmetim içinde; adaletli bir hakim ve (yönetimde) adil bir imam
      olacak, haçı (salibi) kırıp ezecek (haça tapınmayı kaldıracak) ve domuzu
      öldürecektir (domuz eti yemenin haram olduğunu bildirecek),… Kap su ile
      dolduğu gibi yeryüzü barışla dolacaktır. Din birliği de olacak, artık
      Allah'tan başkasına tapılmayacaktır.

      Sünen-i İbn-i Mace, 10/334







      O
      (Hz. İsa (as)) haçı (salibi) kıracak (haça tapınmayı kaldıracak),
      domuzu öldürecek (domuz eti yemenin haram olduğunu bildirecek), cizyeyi
      kaldıracak, mal (o kadar) çoğalacak ki, kimse onu kabul etmeyecektir.

      Sünen-i Tirmizi, 4/93;
      Kur'an ve Sünnette Kıyamet ve Ahiret, s.133



      Öyle anlaşılmaktadır ki Hz.
      İsa, gelişiyle birlikte, teslis (üçleme), haç, ruhbanlık gibi
      Hıristiyanlığın da esasında bulunmayan hurafeleri kaldıracak, bu dini
      indirildiği ilk haline döndürecektir. Domuz eti yemenin haram olduğunu
      bildirecek, insanların Allah'ın bu sınırını korumasını sağlayacaktır.

      Bu aşamada, üstünde önemle
      durulması gereken bir hususnokta bulunmaktadır. Ayet ve hadislerde, Hz.
      İsa (as)'ın Ahir Zaman'da, yeryüzüne döneceği hiçbir şüpheye yer
      verilmeyecek şekilde müjdelenmiştir. Diğer taraftan, günümüzde bazı
      Müslümanlar konuyla ilgili apaçık delilleri göz ardı etmekte bazıları da
      Hz. İsa (as)'nın Hz. Muhammed (sav)'den sonra gelmesinin mümkün
      olmadığını ileri sürmektedir. Böyle bir düşünceye sahip olan
      Müslümanların öncelikle konuyla ilgili ayet ve hadisleri samimi ve ön
      yargısız olarak incelemeleri yerinde olacaktır. İkinci olarak da Hz.
      Muhammed (sav)'in son peygamber olması gerçeği ile Hz. İsa (as)'ın
      yeryüzüne dönüşü gerçeği arasında herhangi bir çelişki yoktur. Çünkü Hz.
      İsa (as) ikinci gelişinde yeni bir din getirmeyecek, Kuran'ın ve
      Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'in tebliğ ettiği hak dinin hükümlerine
      tabi olacaktır.

      Büyük İslam alimlerinden İmam
      Rabbani "Hz. İsa (as)'ın Peygamber Efendimiz (sav)'in yoluna tabi
      olacağını" (Mektubat-ı Rabbani, 2/1309) belirtmiş ; İmam Nevevi "...Hz.
      Muhammed (sav)'in yolunu tatbik etmek için geleceğini" (El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyyil Muntazar, s. 64)
      ifade etmiştir. Bu konuda Kadı İyaz da "Hz. İsa (as)'ın İslam'ın
      hükümleriyle hükmedeceğini ve halkın terk ettiği dini uygulamaları
      yeniden canlandıracağını" (Sünen-i İbn-i Mace, 10/338)
      söylemiştir. Berzenci’nin kitabında ise bu gerçek şöyle haber
      verilmektedir: "Hazreti Muhammed (sav)'in şeriatı üzerine hüküm
      verecek, kendisi Peygamber olduğu halde Peygamber'e tabi olacak ve
      Muhammed (as)'in ümmetinden olacak…" (Kıyamet Alametleri, s. 243)

      Geçtiğimiz yüzyılın
      en büyük alimlerinden Bediüzzaman Said Nursi de Risale-i
      Nur Külliyatı'nda, bu konuyla ilgili dikkat çekici açıklamalar
      yapmıştır. Bediüzzaman'ın tahlillerine göre, Hz. İsa (as)
      Ahir Zaman'da cismani olarak yeryüzüne dönecek, maddeci
      ve tabiatçı felsefe akımlarından doğan inkarcı odaklar
      ile fikren mücadele edecektir. Onun liderliğinde İsevilik ve
      Müslümanlık birleşerek güçlü dinsizlik akımını tamamen
      ortadan kaldıracaktır. Hıristiyanlığı boş inançlardan,
      sapkınlıklardan, hurafelerden temizleyecektir. Hıristiyanların
      Kuran'a tabi olmalarını sağlayacaktır. Bediüzzaman,
      Peygamberimiz (sav)'in, bu müjdeleri herşeye gücü yeten
      Allah'ın sözüne dayanarak verdiğini, bu nedenle de gerçekleşeceğinin
      kesin olduğunu belirtmiştir.31

      Bu konuda, akla gelen önemli bir soru
      da Hz. İsa (as)'ı nasıl tanıyacağımızdır. Elbette, Kuran'da
      anlatılan peygamberlerin ortak özelliklerine sahip olması
      onun en belirgin alameti olacaktır. Bunun yanında onun
      gerçek İsa Mesih (as) olduğunun önemli bir fiziki alameti
      daha vardır. Hz. İsa (as) ikinci gelişinde, onu daha önce
      gördüğünü, tanıdığını, geçmişini bildiğini söyleyebilecek
      hiç kimse çıkmayacaktır. Onun fiziksel özelliklerini,
      simasını ya da ses tonunu bilen tek bir kişi dahi olmayacaktır.
      Dünya üzerinde tek bir kişi "ben onu daha önceden tanıyorum,
      filanca zaman görmüştüm, onun ailesi ve yakınları şu
      kimselerdir" gibi bir iddiada bulunamayacaktır. Çünkü
      onu tanıyan tüm insanlar bundan yaklaşık olarak 2000
      sene kadar önce yaşamış ve ölmüşlerdir. Annesi Hz. Meryem,
      Hz. Zekeriya, onunla yıllarını geçirmiş olan havarileri,
      dönemin Yahudi önde gelenleri ve bizzat Hz. İsa (as)'dan
      tebliğ almış olan insanlar vefat etmişlerdir. Dolayısıyla
      ikinci kez yeryüzüne gelişinde, onun doğumuna, çocukluğuna,
      gençliğine ve yetişkinliğine şahit olmuş tek bir kimse
      olmayacak ve onun hakkında hiç kimse hiçbir şey bilmeyecektir.

      Kitabın önceki bölümlerinde de
      açıkladığımız gibi, Hz. İsa (as) Allah'ın "Ol" emriyle babasız olarak
      dünyaya gelmiştir. Aradan yüzyıllar geçtikten sonra ise bilinen hiçbir
      akrabası olmaması çok doğaldır. Allah, Hz. İsa (as)'ın bu durumunu
      Kuran'da Hz. Adem (as)'ın yaratılışına benzediğini bildirmiş ve şöyle
      buyurmuştur:

      Şüphesiz, Allah Katında İsa'nın durumu
      Adem'in durumu gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra
      ona "ol" demesiyle o da hemen oluverdi. (Al-i İmran
      Suresi, 59)

      Ayette de belirtildiği gibi,
      Allah Hz. Adem (as)'a "Ol" demiştir ve Hz. Adem (as) yaratılmıştır. İşte
      Hz. İsa (as)'ın ilk yaratılışı da Allah'ın "Ol" demesiyle
      gerçekleşmiştir. Hz. Adem (as)'ın anne ve babası yoktur; Hz. İsa (as)'ın
      ilk dünyaya gelişinde ise sadece annesi Hz. Meryem vardır, fakat
      yeryüzüne yeniden geleceği ikinci seferde onun annesi de hayatta
      olmayacaktır.

      Kuşkusuz bu durum, dönem dönem
      ortaya çıkan "sahte Mesih" tehlikesini de tamamen ortadan
      kaldırmaktadır. Hz. İsa (as)'ın yeryüzüne yeniden gelişinde, onun Hz.
      İsa (as) olduğundan şüphe edilebilecek bir durum oluşmayacaktır. Hiç
      kimse "bu kişi Hz. İsa (as) olamaz" diyecek geçerli bir sebep
      bulamayacaktır. Çünkü Hz. İsa (as), dünyadaki tüm diğer insanlardan
      ayrılabilecek bu çok önemli özellikle, yani yeryüzünde kendisini
      tanıyan tek bir kişi bile olmamasıyla hemen tanınabilecektir. Sonuç
      olarak, buraya kadar ortaya konulan bilgiler Hz. İsa (as)'ın gelişine ve
      yapacaklarına ilişkin İlahi vaatlerin vaktinin çok yakın olduğunu
      düşündürmektedir. Şüphesiz bizlere düşen görev, yüzyıllardır beklenen bu
      mübarek kişiyi en güzel şekilde karşılamak için hazırlık yapmaktır.



      Altınçağ

      Hz. Muhammed (sav)'in tüm detaylarıyla
      tasvir ettiği Altınçağ ve bu dönemin özellikleri de
      kıyametin önemli alametleri arasındadır. İslam alimleri
      bu döneme cennet benzeri özellikleri nedeniyle Altınçağ
      ismini vermişlerdir. Hadislerden anlaşıldığına göre,
      Altınçağ Ahir Zaman'ın ikinci döneminde yaşanacaktır.

      Bu müjdelenmiş haberin gerçekleşeceği dönemin
      önemli özelliklerinden birisi bolluk ve zenginliktir.
      Sözü edilen bolluğun tarihte bir eşinin olmadığı da
      hadislerde bilhassa vurgulanmıştır:







      Benim ümmetim
      o devirde öyle bir refah bulacak ki, o güne dek
      onun benzerini kesinlikle bulmamıştır...

      Sünen-i İbn-i Mace, 10/347
      O zaman ümmetim
      iyisi, kötüsü, hepsi de benzerini görmedikleri
      nimetlerle nimetlenir.

      Kitabül Burhan Fi Alametil
      Mehdiyyil Ahir Zaman, s. 16





      Adı geçen dönemdeki zenginlik, başka bir hadiste de
      şöyle tasvir edilmiştir:






      Onun zamanında yeryüzü içindeki hazineleri dışarıya fırlatacaktır.

      El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyyil Muntazar, s. 43



      Bu konudaki diğer
      hadislerde de sıkıntı ve darlık yıllarının biteceği, ihtiyaç içinde olan
      kimsenin kalmayacağı, hatta insanların sadaka verecek fakir
      bulamayacakları belirtilmiştir:





      Öyle bir zaman
      gelecek ki kişi (ayırdığı) altın sadakasıyla (taraf
      taraf) dolaşacak da sonra elinden sadakasını alacak
      hiçbir (fakir) kimse bulamayacak.

      Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve
      Ahirzaman Alametleri, s. 462






      Muhakkak o
      zamanda mal çoğalıp su gibi akacak da onu hiçbir
      kimse (tenezzül edip) kabul etmeyecektir.

      Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve
      Ahirzaman Alametleri, s. 464



      Altınçağ'ın dikkat çeken bir niteliği de
      doğruluk ve adaletin yerleşmesi olacaktır. Sıkıntı,
      haksızlık ve zorluklar yerini adalet ve hukukun geçerli
      olacağı günlere bırakacaktır. Hadislerdeki ifadeyle,
      "Yeryüzü zulüm ve işkence yerine adaletle dolacaktır."
      (Ramuz-El Ehadis,7/7) Silahların susması, düşmanlığın,
      kavgaların, sosyal çöküşün son bulması, insanlar arasında
      dostluk ve sevgi bağının kurulması da bu devrin belli
      başlı özellikleri arasındadır. Savaş endüstrisine harcanan
      olağanüstü meblağlardaki para, gıda, sağlık, imar, kültür
      gereksinimlerine ve bütün insanların mutluluğunu sağlamaya
      yönelik yatırımlara kayacaktır.






      Peygamberimiz (sav) hadislerinde,
      Ahir Zaman'ın ikinci bir döneminin olacağından
      ve bu dönemde tarihte eşi görülmemiş bir zenginliğin
      yaşanacağından bahsetmiştir. İslam alimleri bu
      döneme cennet benzeri özellikleri nedeniyle "Altınçağ"
      ismini vermişlerdir.

      Kuran ahlakının yaşanacağı bir dönem olan Altınçağ'da,
      ayetlerdeki cennet tasvirlerine benzeyen bir bolluk,
      bereket, zenginlik ve ihtişam yaşanacaktır. Öyle
      ki bu dönem hadislerde "sadaka verilecek fakirin
      bulunamayacağı" bir dönem olarak tasvir edilmektedir.




      Bu müjdelenmiş dönemin belirgin özelliklerinden
      biri de dinin özüne dönülmesi, Peygamberimiz (sav) zamanındaki
      şekliyle yaşanması olacaktır. İslam dininde aslında
      olmayan, sonradan uydurulmuş adetler, hükümler, hurafeler
      ortadan kaldırılacaktır. Gerçek dinin uygulanmasıyla
      Müslümanlar arasındaki ayrılıklar son bulacaktır.

      Kısacası Altınçağ, bolluk, huzur, barış,
      mutluluk, zenginlik ve rahatlık ortamının hakim olacağı,
      sanat, tıp, haberleşme, üretim, ulaşım ve bunun gibi
      hayatın tüm alanlarında dünya tarihinde yaşanmamış gelişmelerin
      görüleceği, Kuran ahlakının yaşanacağı bir çağ olacaktır.

      (Konuyla ilgili detaylı çalışmamız "Altınçağ"
      isimli kitabımızda yer almaktadır.)

      Altınçağ sonrası

      Kuran'daki kıssaları okuduğumuzda önemli
      bir İlahi kuralın her dönemde geçerli olduğunu görürüz.
      Allah'ın gönderdiği elçiyi yalanlayan ve ona karşı savaş
      açan toplumlar helak edilmiş, elçiye tabi olan insanlar
      ise hak dinin getirdiği maddi bolluk ve manevi huzuru
      yaşamışlardır. Elçinin ardından gelen dönemde ise bazı
      toplumlar kendilerine açıkça tebliğ edilmiş olan hak
      dini hemen terk ederek şirke ve inkara sapmışlar, fitne
      ve fesat çıkararak adeta kendi elleriyle kendi sonlarını
      hazırlamışlardır.

      Söz konusu kural elbette Ahir Zaman için
      de geçerli olacaktır. Peygamberimiz (sav), Hz. İsa (as)'ın
      ölümü ve Altınçağ'ın ardından kıyamet saatinin geleceğini
      şöyle belirtmiştir:



      Ondan (Hz.
      İsa (as)'dan) sonra kıyametin kopması an meselesi olacaktır.

      Ramuz-El Ehadis, 1/1336






      Ondan (Hz.
      İsa (as)'dan) sonra kıyamet kopacak.

      Ramuz-El Ehadis, 28/5948



      Şüphesiz Ahir Zaman ve Altınçağ insanlığa
      son uyarının tam anlamıyla yapılacağı dönemdir. Bazı
      hadislerde bu dönemden sonra artık "dünyada hayırlı
      bir şey" kalmayacağı vurgulanır. Öyle anlaşılmaktadır
      ki, Hz. İsa (as)'ın ölümünden çok kısa bir süre sonra, tüm
      dünya halkları Altınçağ'ın getirmiş olduğu maddi refah
      ortamında şımarıp azgınlaşacak, hak dini tamamen terk
      edeceklerdir. Kıyamet saatinin de işte böyle bir ortamda,
      ansızın gelmesi söz konusu olabilir. Elbette, doğrusunu
      Allah bilir.